Türkiye’nin Yeşil Geleceği: Karbon Ayak İzi Masalı ve Gerçek Suçlular
Baharın ilk günlerinde, çiçek açan ağaçlar ve temiz hava hayalleriyle dolup taşarken, bir yandan da “yeşil gelecek” masalları anlatılmaya devam ediyor. Bize diyorlar ki: “Daha az uçak kullan, daha az et ye, karbon ayak izini küçült!” Peki, bu masalın asıl kahramanları kimler? Sizce gerçekten benim sabah kahvemi kâğıt bardakta içmem mi dünyayı batırıyor, yoksa okyanusları plastikle dolduran, ormanları yok eden, atmosfere zehir saçan küresel işletmeler mi?
Karbon ayak izi, son yılların en parlak PR numarası. Bireyleri suçluluk duygusuyla köleleştiren, dikkatleri asıl suçlulardan uzaklaştıran bir illüzyon. Size bir gerçek: Dünyadaki karbon emisyonlarının %70’inden fazlasından yalnızca 100 şirket sorumlu. Evet, yanlış duymadınız, 100 şirket! Peki, bu şirketlerin CEO’larına “Karbon ayak izinizi küçültün.” diye kampanyalar yapıldığını gördünüz mü? Hayır, çünkü sistem böyle işliyor. Onlar kirletmeye devam ederken bizler evde lambayı kapatıp vicdanımızı rahatlatmaya çalışıyoruz.
Türkiye’de durum farklı mı? Maalesef değil. Orman yangınlarıyla kavrulan topraklarımız, madenlerle delik deşik edilen dağlarımız, zehirlenen nehirlerimiz… Bunların sorumlusu benim geri dönüşüm kutusuna attığım pet şişe değil. Bunlar, kâr hırsıyla doğayı talan edenlerin eseri. Yenilenebilir enerjiye geçiş masalları anlatılırken bir yandan termik santraller tam gaz çalışıyor. “Yeşil ekonomi” diye süslü laflar edilirken, küresel sermaye doğayı sömürmeye devam ediyor.
Peki, neden hep bireyler hedefte? Çünkü bu, mükemmel bir hedef şaşırtma. Bizi suçlu hissettirerek susturuyorlar. “Sen yapmadın mı geri dönüşümünü?” diye parmak sallarken asıl suçlular özel jetleriyle gökyüzünde süzülüyor. Bu bir proje: İnsanı zincire vurup doğayı katledenlerin suçunu örtbas etme projesi.
Artık uyanma vakti. Karbon ayak izi yalanına kanmayı bırakıp, gerçek soruları sormalıyız: Neden bu şirketler hesap vermiyor? Neden devletler, halkı suçlamak yerine bu talanı durdurmuyor? Türkiye’nin yeşil geleceği, bireylerin fedakârlığıyla değil; sistemi sorgulayan cesur adımlarla inşa edilecek. Doğa bizim evimiz ama ev sahipliğini başkalarına devretmek zorunda değiliz.
Yorumlar
Kalan Karakter: