Flört şiddeti, içinde birçok saldırganlık türünü barındırabiliyor; toplumsal cinsiyet temelli şiddet, fiziksel şiddet, duygusal/sözel şiddet, sanal şiddet, ısrarlı takip (stalking), cinsel şiddet gibi. Yapılan araştırmalar, flört şiddetinin tehlikeli boyutlarına dikkat çekiyor. “Seviyorum…” şeklinde bir savunmanın arkasında görmezden gelinen flört şiddeti, taviz verildikçe bireyin hayatında örseleyici yaşantılara dönüşüyor. Bu sebeple güvenli ve sağlıklı ilişki hakkında farkındalığımızı arttırıp şiddete dur demeliyiz. Güvenli ilişki içinde saygı, bağımsızlık, güven, sevgi, kişisel alan, öz saygı, öz güven, destek, anlayış, ortak karar, açık iletişim, sınır, sorumluluk, eşitlik barındırırken; şiddet içeren güvensiz ilişkilerde kontrol, baskı üst düzey yaşanıyor eşitlik ve sevgiden mahrum sürdürülüyor. Şiddet içeren bir ilişkide olduğunuzu hissediyorsanız; derin bir nefes alın işte bu farkındalık şiddeti önlemenin ilk adımı.
Her zaman şiddeti yaşayan değil bazen de tanık rolünü üstlenebiliriz, hayatta. Bu durumda ne yapacağız? Flört şiddeti mağduru bireyi, yargılamadan dinleyip destekleyici mesajlar vermeliyiz. “Seven insan kıskanır.” , “Bir defadan bir şey olmaz.”, “Evlenince düzelir.” gibi yanlış inanışlara kapılmamalı ve flört şiddetine tanık olduğumuz durumlarda bu cümleleri kurarak dilimizle şiddeti normalleştirip desteklememeliyiz. Yardımcı olamayacağımızı düşünüyorsak yardım alabileceği kişi, kurum ya da kuruluşlara yönlendirmeliyiz. Şiddetin olmadığı, güvenli bir ilişki yaşamak mümkün. Bağımsızlığımızı koruduğumuz, karşılıklı saygının olduğu eşit bir ilişki yaşamak hepimizin hakkı. Sınırlarımızı net bir şekilde çizerek kendimiz olma özgürlüğümüzü doyasıya yaşamalıyız. Şiddeti ancak ve ancak farkındalık yenebiliriz.