Milli Gazete yazarı Dr. Abdülaziz Kıranşal, kaleme aldığı son yazısında dijital platformların ve denetimsiz sosyal medya kullanımının gelecek nesiller üzerindeki tehlikeli boyutlarını gündeme taşıdı. Özellikle küçük yaştaki çocukların teknolojik cihazlarla kontrolsüz bir şekilde baş başa bırakılmasının telafisi güç psikolojik ve sosyolojik yıkımlara yol açtığını belirten Kıranşal, aileleri ve yetkili kurumları acil önlem almaya davet etti. İnternet ortamındaki filtreleme eksikliğinin çocukları siber dünyanın karanlık yüzüyle çok erken yaşlarda tanıştırdığı ifade edildi.
Ekran Bağımlılığı ve Dijital Bakıcılar
Günlük yaşamın koşturmacası içerisinde ebeveynlerin çocuklarını oyalamak adına akıllı telefon ve tabletleri adeta birer "dijital bakıcı" olarak kullandığına dikkat çeken Kıranşal, bu durumun vahim sonuçlarına vurgu yaptı. Ev işlerini rahat yapmak, misafirlikte çocukların uslu durmasını sağlamak veya iş yorgunluğunu atmak için ekran karşısına terk edilen çocukların, içerik üreticilerinin insafına bırakıldığı belirtildi. Çocukların zihinsel gelişimleri için son derece kritik olan yaşlarda, her dakika binlerce saatlik filtrelenmemiş içeriğin yüklendiği devasa bir bilgi havuzuna savunmasızca atıldığının altı çizildi.
Tüketim Çılgınlığı ve Erken Yaşta Yozlaşma
Sosyal medya fenomenlerinin ve çocuk yaşlardaki içerik üreticilerinin izlenme oranlarını artırmak uğruna sergiledikleri tutumların, izleyici konumundaki minikleri doğrudan etkilediği ifade edildi. Lüks mekanlarda dolaşan, yaşına uygun olmayan makyaj ve kıyafetler kullanan, daha fazla beğeni almak adına tehlikeli şakalar yapan ve argo kelimeler kullanan kişilerin, çocuklar için yanlış rol modeller oluşturduğu kaydedildi. Kıranşal, bu içeriklerin çocuklarda tüketim çılgınlığını körüklediğini, cinsiyet algısını zedelediğini ve fiziksel ile ruhsal gelişimi derinden sarstığını belirtti. Gelişim çağındaki bir çocuğun on beş yaşında karşılaşması gereken durumları henüz beş yaşında sosyal medya aracılığıyla öğrenmesinin büyük bir pedagojik travma olduğu vurgulandı.
Değerler Tahribatına Karşı Kurumsal Çözüm Şart
Giderek büyüyen bu dijital tehdit karşısında toplumun hiçbir kesiminin güvende olmadığını hatırlatan yazar, geleneksel değerlerin, inanç sisteminin ve aile kurumunun büyük bir erozyonla karşı karşıya olduğunu savundu. Ebeveynlerin teknoloji okuryazarlığı konusundaki eksiklikleri nedeniyle çocuklarını korumakta yetersiz kaldığı belirtilirken, konunun sadece yasaklamalarla çözülemeyeceği ifade edildi.
Alternatif ve Güvenli İçerik İhtiyacı
Çocukların ahlaki gelişimini destekleyecek, kültürel değerleri, aileye saygıyı ve kanaati aşılayacak alternatif içeriklerin üretilmesinin artık bir tercih değil zorunluluk olduğu dile getirildi. Diyanet İşleri Başkanlığı gibi kurumların dijital platformlarda varlık göstermesinin olumlu bir adım olduğu, ancak sivil toplum kuruluşlarının, eğitimcilerin ve dijital içerik üreticilerinin el birliğiyle daha güvenli ve eğitici dijital alternatifler oluşturması gerektiği çağrısı yapıldı.
YAZININ TAMAMI: https://www.milligazete.com.tr/cocuklarimizi-youtuberlarin-eline-terk-etmeyelim-1
Yorumlar
Kalan Karakter: