Siyaset, milletin önünde yapılır. Açık, şeffaf ve cesur bir duruş ister. Ne yazık ki bugün bazı yapılar ve bazı isimler, kendi kimliğiyle var olmak yerine başka siyasi partilerin arka kapısı gibi durmayı tercih ediyor. Ne tam içerideler ne de dışarıda… Ama her kritik anda kimin safında oldukları fazlasıyla belli.
Millet iradesiyle yetki talep edenlerin, başka partilerin gölgesinde siyaset yapması; sadece kendilerine değil, temsil ettiklerini iddia ettikleri kitlelere de yapılmış bir saygısızlıktır. Arka kapı siyaseti; ilkesizliğin, omurgasızlığın ve günü kurtarma çabasının adıdır.
Siyaset; gizli pazarlıkların, örtülü ittifakların değil; açık niyetlerin, temiz niyetlerin ve dik duruşun alanıdır. Kimliğini saklayarak siyaset yapanlar, günü kurtarabilir ama yarını inşa edemez. Çünkü millet, kimin hangi kapının arkasında durduğunu er ya da geç görür.
Bu ülkenin ihtiyacı; arka kapılardan yürüyenler değil, ön kapıdan milletin huzuruna çıkan, hesabını açıkça veren siyasetçilerdir. Aksi halde siyaset, hizmetin değil, emanetin ziyan edildiği bir alana dönüşür.
Sözümüz nettir:
Arka kapı siyasetiyle yol yürüyenler, milletin vicdanında asla meşruiyet bulamaz.
Yorumlar
Kalan Karakter: