Bileti kesilmiş bir yolcuyuz bu hayatta; hareket saatimiz belli değil. Peron kalabalık, anonslar karmaşık, valizlerimiz yarım. Kimi aceleyle koşuyor, kimi bankta oturmuş bekliyor; ama hepimiz aynı bilinmezliğin eşiğindeyiz. Gideceğimiz yerin adını bilmeden, dönüş biletinin olmadığını sezerek yürürüz bu yolu. Saatler suskun, takvimler kifayetsizdir; çünkü hayat, dakikaya sığmaz.
Yol boyunca bize öğretilen çok şey var: Biriktirmek, yetişmek, geç kalmamak… Oysa asıl mesele, yolun kendisi. Camdan akıp giden manzaralar gibi insanlar da geçer hayatımızdan; kimi iz bırakır, kimi silinir. Bir selam, bir dua, bir iyilik—hepsi küçük duraklardır. Fark etmezsek kaçırırız; fark edersek yükümüz hafifler.
Son durak ne zaman, kim bilir? Anons gelmeden önce kalbimizi düzenlemek gerek. Kırıkları onarmak, helalleşmek, ardımızda ağır yük bırakmamak… Çünkü hareket saati belli değil; ama insan, yolculuğunu güzelleştirebilir. Ve belki de en büyük kazanç budur: Varılacak yerden çok, yolda insan kalabilmek. Savaş Aytimur saygılarımla
Yorumlar
Kalan Karakter: