Aynı bayrağın gölgesinde yaşıyoruz, aynı ezanla uyanıyoruz, aynı toprağa alın terimizi döküyoruz…
Ama soruyorum: Daha kaça bölüneceğiz?
Bizi ayırmak için her gün yeni bir etiket üretiliyor. Sen şundansın, ben bundanım…
Bölünmek zayıflatır.
Zayıflık ise bu coğrafyada bedeli ağır bir lükstür.
Bizi bölmek isteyenler iyi biliyor:
Birlik olan milletin önünde hiçbir güç duramaz.
İşte tam da bu yüzden fitne ateşi harlanıyor, kardeş kardeşe düşürülmek isteniyor. Sosyal medyada, sokakta, kürsülerde… Aynı cümle farklı ağızlardan tekrar ediliyor: “Sen ötekisin.”
Hayır!
Bu milletin ötekisi yoktur.
Bu vatanın evladı, bu bayrağın sevdalısı, bu toprağın aşığı olan herkes bizdendir.
Eleştirebiliriz, tartışabiliriz, farklı düşünebiliriz.
Ama düşmanlaşamayız.
Çünkü kavga ettiğimiz her an, sevinenler bizden olmayanlardır.
Artık uyanmak zorundayız.
Bizi birbirimize düşürmeye çalışan senaryolara figüran olmayı bırakmalıyız.
Kızgınlıkla değil, ferasetle konuşmalıyız.
Kinle değil, akılla yürümeliyiz.
Unutmayalım:
Bizi ayakta tutan şey aynı düşünmemiz değil, aynı millete ait olmamızdır.
Daha kaça bölüneceğiz diye sormanın vakti geçti.
Artık “Nasıl yeniden birleşeceğiz?” diye sormanın tam zamanıdır.
Birlik, tercih değil; mecburiyettir.
Çünkü bu vatan, parçalanmayı değil omuz omuza durmayı hak ediyor.
Yorumlar
Kalan Karakter: