Bu ülkede “şehitler ölmez” demek kolaydır. Meydanlarda, törenlerde, nutuklarda dilimizden düşmez. Peki ya şehitlerin geride bıraktıkları? Ya gazi olup hayata yarım kalanlar? İşte asıl imtihan orada başlıyor.
Şehit, bu vatan için canını vermiştir. Gazi, bu vatan için canından vazgeçmiştir. İkisi de aynı niyetin, aynı fedakârlığın adıdır. Ama gelin görün ki, bu kutsal fedakârlıkların karşılığı günlük hayatta çoğu zaman sadece birer cümleye sıkışıp kalıyor.
Gaziler ise başka bir sessiz çığlık. Kimisi bir kolunu, kimisi bir bacağını, kimisi gözlerini, kimisi de uykularını cephede bıraktı. Ama eve döndüğünde asıl savaş yeni başlıyor. Tedavi süreçleri, psikolojik destek eksikliği, istihdam sorunları, sosyal hayattan kopuş… Gazi madalyası göğüste parlıyor ama cebin içi boş kalabiliyor. En acısı da şu: “Gazi” olduğunu ispat etmek zorunda kalan gaziler var bu ülkede.
Bir gazi düşünün; devlet dairesinde sıraya giriyor, “rapor eksik” deniliyor. Bir şehit yakını düşünün; haklı talebini dile getirdiğinde “sabredin” cevabıyla karşılaşıyor. Sabır elbette güzel bir erdemdir ama adaletin yerine geçmez.
Bu mesele siyaset üstüdür. Bu mesele oy hesabı yapılacak bir alan değildir. Şehitlerimizin kanı üzerinden slogan atıp, geride kalanların yükünü görmezden gelmek büyük bir vebaldir. Eğer bu vatan bir bedel ödenerek ayakta duruyorsa, o bedeli ödeyenlerin emanetine sahip çıkmak da boynumuzun borcudur.
Şehit aileleri ve gaziler sadaka istemiyor. Ayrıcalık peşinde de değiller. Onlar sadece haklarını, onurlu bir yaşamı ve unutulmamayı istiyor. Bir telefon, bir ziyaret, samimi bir ilgi bile bazen bir maaştan daha kıymetli olabiliyor.
Unutmayalım: Şehitlik bir makamdır, gazilik bir şereftir. Ama bu makam ve şerefi sadece törenlerde hatırlarsak, vicdanlarımızı kandırmış oluruz. Asıl vefa, kameralar kapandığında başlar.
Bu ülkenin huzur içinde uyuyabilmesi için, şehitlerin emanetine ve gazilerin yarım kalan hayatlarına gerçekten sahip çıkması gerekir. Aksi halde “şehitler ölmez” sözü, içi boş bir teselliden öteye geçmez.
Yorumlar
Kalan Karakter: