Bazı cenazeler vardır; ne camiden kalkar ne de omuzlarda taşınır. Ne bir sela okunur ardından ne de bir Fatiha düşer dudaklardan. Ama bilin ki, en ağır olanlar da onlardır. Çünkü bazı cenazeler kefensizdir.
İnsanın vicdanı öldüğünde mesela…
Adalet göz göre göre suskunluğa gömüldüğünde…
İşte o an bir cenaze kalkar bu toplumdan; sessiz, kefensiz, sahipsiz.
Kefen, ölünün örtüsüdür; ama asıl kefen, hayattayken giyilir. Utanmayı çıkaran, hakkı görmezden gelen, mazlumun sesine kulağını kapatan herkes, kendi kefenini yırtıp atmıştır zaten. Sonra da “yaşıyorum” zanneder. Oysa nefes almak, yaşamak değildir her zaman.
Bazı insanlar ölür ama gömülmez.
Bazı değerler ölür ama fark edilmez.
Bazı doğrular öldürülür, katili belli olduğu hâlde üstü örtülür.
İşte o örtülen her hakikatin altında, kefensiz bir cenaze yatar.
Bugün sokaklarda, meclislerde, ekranlarda dolaşan nice “canlı” vardır ki, ruhu çoktan defnedilmiştir. Menfaat için susanlar, güce secde edenler, adaleti tartıya koyanlar… Onların cenazesi çoktan kalkmıştır ama haberleri yoktur.
Asıl korkutucu olan ölüm değil;
ölmüş olup da yaşar gibi yapmaktır.
Ve asıl matem, toprağa verilen bedenler için değil;
toprağa verilemeyen vicdanlar içindir.
Unutmayalım:
Bir gün herkes kefene sarılır…
Ama bazıları, çoktan kefensiz gömülmüştür.
Yorumlar
Kalan Karakter: