“İlk çocuğumda topuk kanı aldırdım, PCR testi yanlış sonuç verdi. Yapılan otopside ise ne tirozinemi ne de fenilketonüri vardı. İkinci bebeğimde topuk kanı aldırmadım, bu kez de bebeğime tedbir koydular. Acımız daha tazeyken, evladımızın kokusunu bile almadan adliye kokusunu aldık. Allah Azze ve Celle neslimizi muhafaza etsin.”
Medyaya yansıyan Mersinli ailenin yaşadıklarından esinlenerek yazıyorum.
Anne ve baba oluyorduk… İkimiz de çok heyecanlıydık. Çocukları çok seviyorduk ve artık kendi bebeğimiz olacaktı. Zaten ben yenidoğan servisinde çalışıyordum, bu kez kendi bebeğime dokunacak, ateşi çıksa telaşsız müdahale edebilecektim. Anne olacaktım… Bu duygunun tarifi yoktu.
Bebeğimizin ilk kalp atışlarını duyduğumuzda bütün ruhumuz titredi. “Allah’ım, sana şükürler olsun” dedik. Hayalini kurduğumuz, beklediğimiz bebeğimiz geliyordu. Doğum yaklaştıkça alışverişler başladı. Normalde alışverişten hoşlanmam ama o günlerde baba olmanın heyecanıyla yaptığım her şey bana zevk veriyordu.
Doğum zamanı geldiğinde ben bir sağlık çalışanı olarak eşimle kararımızı çoktan vermiştik: Modern tıp ne diyorsa yapılacaktı. Aşılar, topuk kanı… Hepsini yaptıracaktık.
Doğumdan sonra bebeğimizden topuk kanı alındı. Eve döndüğümüzde fenilketonüri teşhisi koydular. Adana Balcalı Hastanesi’ne sevk edildik. Orada ise “tirozinemi” dediler. Sonra Ankara’ya yönlendirdiler ama orada hiçbir şey çıkmadı.
Bebeğimiz hastaneye yatmadan önce 14 gün boyunca yanımızdaydı. Gayet sağlıklıydı, hiçbir sıkıntısı yoktu. Ancak 16 gün hastanede kaldıktan sonra uygulanan ağır tedaviler yüzünden evladımızı kaybettik.
Onun küçücük eşyalarına sarılıp ağladık. Günlerce sabrettik, tevekkül ettik. Ama içimizde tarifsiz bir yangın vardı. Rüyalarımıza giriyordu bebeğimiz… “Baba, topuk kanı neden aldırdın?” diye haykırıyordu. Gözyaşlarıyla uyandığımız geceler oldu. Kimse duymadı, kimse sormadı. İl sağlık müdürlüğü bile aramadı. Acımızı sessizce içimize gömdük.
Yıllar sonra Allah Azze ve Celle bize yeniden bir bebek nasip etti. Ama bu kez “sütten ağzı yanan yoğurdu üfleyerek yer” misali, ne bir damla topuk kanı aldırdık ne de başka bir şeye izin verdik. Fakat bu defa da evladımızın kokusunu alamadan adliye kokusu aldık. Bebeğimize tedbir konulmuştu.
2018’de yaşadıklarımızı bilmeyen, bugün bizi anlayabilir mi?
Babası ve annesi ölene “öksüz” derler.
Peki evladı ölene ne derler?
Yorumlar
Kalan Karakter: