Barınma Lüks Değil, Zarurettir
Türkiye, kira–maaş dengesinde artık Avrupa’yı geçmiş durumda.
Ama bu bir başarı değil; bu bir çöküş göstergesi.
Barınma bir tercih değil, temel bir ihtiyaçtır.
Lüks değildir, ertelenemez, vazgeçilemez.
Peki soralım:
Ev kiralarını kim, neye göre belirliyor?
Maaş zamlarına göre mi?
Hayır.
Enflasyon oranına göre mi?
O da değil.
Bugün Türkiye’de orta halli bir mahallede ortalama bir evin kirası 25 bin TL’den başlıyor.
Gecekondu diye tabir edilen bölgelerde bile kiralar 15 bin TL’ye dayanmış durumda.
Maaşlar mı?
Onları konuşmaya gerek bile yok.
Emekliler ise adeta sistemin dışına itilmiş durumda. Yapılan zamlar, yaşamaya değil yalnızca istatistik tablolarını süslemeye yetiyor.
Gelin basit bir matematik yapalım.
Asgari ücret bir yıl boyunca yaklaşık 28 bin TL.
Ortalama bir evin kirası ise asgari ücretin üzerinde.
Burada bir dengesizlik yok mu?
Geçen yıl 25 bin TL kira ödeyen Vatandaş Rıza, bu yıl yüzde kaç zamla karşılaşacak?
Geliri aynı kalırken, bu kira artışı hangi mantıkla açıklanacak?
Evine tek maaş giren Vatandaş Rıza ne yapacak?
Mesai kalsa bile sadece ev kirası için mi çalışacak?
Peki ya faturalar?
Mutfak masrafı?
Ulaşım?
Çocuk?
Hastalık?
Bunlar hangi gelirle karşılanacak?
Şimdi bir de Avrupa’ya bakalım.
Eskiden Avrupa’da ev satın almak pahalıydı. Sokakta kalanlar, karavanda yaşayanlar vardı.
Ama bugün gelinen noktada Türkiye’deki kira–maaş dengesi Avrupa’yı geçmiş durumda.
Avrupa’da asgari ücret, kirayı zorlar.
Türkiye’de ise kira, asgari ücreti aşıyor.
Türkiye’de:
Asgari ücret 28 bin TL, kira 30 bin TL.
Bu yüzden mesele “pahalı kira” meselesi değildir.
Bu, yaşanamaz bir barınma dengesi meselesidir.
Bu şartlar altında ay sonunu getiremeyen Vatandaş Rıza, zorunlu ihtiyaçlarını nasıl karşılayacak?
Bu kira seviyeleriyle çadırda bile yaşanmaz.
Bu artık ekonomik bir tartışma değil.
Bu bir barınma krizidir.
Yorumlar
Kalan Karakter: