Bir Hesap Değil, Aslında Bir Hareket Susturuluyor!
Bu kadar mı Korktunuz?
Siz hiç; ordusu, banka hesabı veya medya holdingi olmayan tek bir adamın, koca bir sistemi uykusuz, aciz ve çaresiz bıraktığını gördünüz mü?
Eğer görmediyseniz, birkaç gün önce X de sessiz sedasız kapatılan o sosyal medya hesabına bakın. Çünkü o hesap sadece bir dijital adres değildi; yıllardır bebeklerimizin topuklarından alınan kandan, sağlık ve aşı politikalarının karanlık yüzüne kadar uzanan bir mücadelenin kalesiydi.
İlk "HAKİKAT" adıyla ortaya çıktı ve nam saldı.
Bu yolculuk, hesap sahibi Ahmet SOYAK’ın hiçbir maddi çıkar gözetmeden, sadece çocuklara olan merhameti, gerçeğe olan sadakati ve insan fıtratının korunmasına dair derin bir sorumluluk duygusuyla başladı!
Önce 300 bin kişilik bir sayıya sahip "HAKİKAT" kalesi düşürüldü, sonra X de "Hakikat Yolu" ile yeniden ayağa kalktı ve devam etti
Ama ne acıdır ki; birçok kişi tarafından "küresel şirket" diye suçlanan X gibi bir platformun bile kapatmadığı bu hesap, başka yollarla susturuyor, pranga vuruluyor.
Evet, "demokrasi" nutukları atılan, "özgürlük, hak-hukuk" naraları atılan bir siyasi iklimde, birileri üzerinden düğmeye basılmış görünüyordu.
Malum, "Eğri cetvelden doğru çizgi çıkmaz" derler. Şeffaf olmayan, tartışmaya kapalı ve sağlık politikalarında açıkça DSÖ güdümünde olduğu gözüken bir sistemin, HAKİKATİ susturmaya çalışması herhalde ki tam da bu kabildendir.
Şimdi O "Kapatma" Kararının Arkasındakilere Açıkça Sesleniyoruz
Ahmet SOYAK yıllardır belgeler yayınlıyor, analizler yapıyor, somut tezler ortaya koyuyor, ifşalarda bulunuyor.
☆ Eğer bu tezler yanlışsa buyrun çürütün.
☆ Eğer bu belgeler hatalıysa buyrun ortaya koyun.
☆ Yeter ki bize DSÖ’nün veya Bill Gates vakfı gibi küresel odakların diliyle, onların seçip belirlediği şaibeli verilerle konuşmayın!
Kendilerini bilim ve sağlık alanında "tek otorite" ilan eden bu yapıların, dünyayı ve insanlığı nasıl bir fesada ve kaosa sürüklediği artık dışarıda neredeyse herkesin konuştuğu bir şey haline geldi.
Öyle bir atmosfer oluşturdular ki; sanki bilim yalnız onların tanımladığı şey."
"Bilim İnsanı" ise yalnız onların tezlerini savunan kişilerden ibaretmiş gibi..
Bir çok beyaz yakalı doktor ve hemşirede bu algıyı yedi.
Mesela; Covid sürecinde alınan küresel sağlık kararlarının arkasındaki güç dengeleri bugün dünyanın birçok yerinde tartışılıyor hatta belki miyonlarca insan tarafından bir İHANET olarak kabul ediliyor.
"Aşı politikalarının uzun vadeli etkileri, doğurganlık üzerindeki olası sonuçları ve kronik hastalıklardaki artış" gibi konular giderek daha fazla insan tarafından sorgulanıyor.
Dahası, küresel sağlık politikalarında etkili olan Bill Gates gibi bazı figürlerin "Epstein" meselesi gibi çok farklı tartışmaların merkezinde yer alması, bu soruları daha da büyütüyor ve "bizlerin sağlığını bunlar mı koruyacak, insanlığın sağlığı bunlara nasıl emanet edilebilir?" düşüncesini doğuruyor.
Evet, Bill Gates'in belirleyip fonladığı bir "sağlık" (!) düzeninin, kime ve hangi vicdana hizmet ettiği artık milyonlarca belki milyarlarca insan tarafından ciddi olarak sorgulanıyor..
İşte böylesine şaibeli, böylesine tartışmalı ve insanlık suçlarıyla itham edilen bir zeminde; birileri bize, hangi yüzle, kimin verisiyle ve hangi otoriteyle konuşacak acaba?
O yüzden önemle tekrar etmek isterim ki; kimse bizlere "onlar sanki bu dünyada, bilimde ve sağlıkta TEK OTORİTEYMİŞ gibi, onların verileri ile sakın konuşmasın..
Çünkü tabiri caizse: zaten anamızı ağlatan onlar,
Çocuklarımızı perişan eden onlar,
Belki Dünyayı ve İnsanlığı fesada uğratanlar onlar..
Bunun en yakın ve inkâr edilemez örneğini hep birlikte Covid döneminde yaşamadık mı?
Bir gün “aşı olun, bulaşmayı tamamen (%98 oranında durdurur” denildi…
Kısa süre sonra “bulaşmayı tamamen durdurmayabilir ama ağır geçirmeyi önler” dendi…
Ardındanda “hatırlatma dozları şart” denildi…
Sonra da bu politikaların birçoğu sessizce geri çekildi.
Ve bugün insanlık COVİD AŞILARI İLE NASIL BİR TUZAĞA DÜŞTÜĞÜNÜ konuşuyor, tartışıyor..
Yani dün “bilimsel kesinlik” diye sunulan pek çok şeyin bugün hâlâ tartışılıyor olması yada tamamen yalan çıkıp çökmüş olması bile tek başına şunu gösteriyor: Bilim, tek bir merkezden yönetilen bir dogma değil, deney, sorgulama ve tartışma ile ilerleyen bir süreçtir.
İşte tam da bu yüzden artık insanlar tek bir merkezden gelen “bilimsel doğrulara” değil, açık tartışmaya ve şeffaflığa ihtiyaç duyuyor.
Ama işte tüm bunların yerine yahut cevap verilemeyen yerde "kapatma tuşuna" sarınılması bence bir gerçeği değil aslında korkuyu gösteriyor!
Çünkü tarihin hiç değişmeyen kurallarından biri şudur: Çürütülemeyen fikirler susturulmaya çalışılır!
Hem sizlerde bilirsiniz ki; "Gerçeklerin er geç ortaya çıkmak gibi bir huyu vardır."
Onlar bu kapatma kararı yada şikayet ile kapıyı kilitlediğini sanıyor ama HAKİKAT elbetteki sızacak bir çatlak her zaman bulur..
Bu operasyonun zamanlaması ise çok manidar olup bence SANKİ bir "suçüstü hali" gibidir.
Çocukluk aşılarının zorunlu hale getirilmesini tartışan bir siyasi gündemin ortasında bu hesabın kapatılması, tesadüften çok daha fazlasını düşündürüyor.!
Öyle ya, bazı milletvekillerinin çocukluk aşılarını zorunlu hale getirme hazırlığı yaptığı, halkın ise buna karşı ayağa kalktığı ve infial oluşturan o kritik günlerde bu hesabın fişini çekmek gerçekten bir tesadüf olabilir mi?
Hayır! Ben buna mesela asla inanmıyorum. Bu benim açımdan "Halk uyanmasın, biz planımızı tıkır tıkır işletelim" demenin dijital infazıdır.!
X de ki "Hakikat Yolu" hesabını susturmak; bence binlerce ailenin evladını korumak için kuşandığı o manevi zırhı delmeye çalışmaktır..
Ancak Unuttukları Bir Şey Var...
Hakikat Yolu hesabını zahiren yada geçici olarak belki susturabilirler ama onun binlerce annenin ve babanın zihnine ektiği o Hakikat Tohumlarını asla söküp atamazlar.. O tren kaçtı artık..
Çünkü insanlar artık mahkeme kapılarında sürünmekten bile korkmuyorsa, bunu göze alıyorsa, evlatlarının genetik verilerini korumak için devleşiyorsa, aşılarda ki o zararlı, tiksindirici, kimyasal, ağır metal ve haram maddeleri çocuklarına vurdurmamak için ölümüne direniyorsa o HAKİKAT tohumları çoktan filiz vermiş demektir.
Ama "Korkunun ecele faydası yok."
Aşı takvimlerini sorgulayan, bu işteki tezatları fark eden, aşı içeriklerini artık bilen, öğrenen, aşılı çocukların düştüğü vahim hali ve perişaniyeti ise bizzat müşahade eden, dahası topuk kanı dayatmasına "dur" diyerek buradaki saçmalığı, tuzağı ve buradan dönen büyük çarkı-rantı fark eden o muazzam toplumsal farkındalık, hiç şüphe yok ki o dijital barikat ve prangalardan çok daha büyüktür..
BİR ÇAĞRI
Susturulmaya çalışılan her ses, aslında yaklaşan büyük bir uyanışın habercisidir.
Tarih boyunca susturulmaya çalışılan her düşünce, bir süre sonra daha güçlü olarak geri dönmüştür..
Bugün Ahmet Soyak’ın sesini kısmaya çalışanlara verilecek en ASİL cevap; o sesi daha gür haykırmak, onu yalnız bırakmamak, VEFA göstermek ve yeni hesabını takibe almaktır.!
Bu sebeple. HAKİKAT’in yeni mevzilerini (hesap, sayfa ve kanalını) bir kale gibi savunun..
Paylaşın, anlatın, her evi bir uyanış meydanına çevirin.
Son sözümüz ise tarihin sayfalarına bir mühür olsun: Bir hesabı kapatabilirsiniz, bir ismi engelleyebilirsinizde...
Ama zihinlerde artık uyanmış olan o sarsılmaz HAKİKATİ asla!
Çünkü HAKİKAT tek bir kişinin değil,
artık onu arayan herkesin bir meselesidir.!
Selam, Dua ve Direniş ile..
Önemli Not: Sizleri, HAKİKAT rümuzlu Ahmet SOYAK'ın yeni X hesabını ve Youtube kanalını beğenmeye ve takip etmeye DAVET EDİYORUM..
https://x.com/Sentez_Tv
https://youtube.com/@ahmetsoyakk?si=zg-vTLTl_qOiZm0I
Yorumlar
Kalan Karakter: