VAKİT DOLDU, ARTIK GERİ DÖNÜŞ YOK.! 2026-2030 TARİHİN EN DEHŞETLİ YILLARI.!
Savaşın Kronolojisi ve Büyük İhbaratlar.!
Ortadoğu'nun ve hatta bütün dünyanın kaderini değiştirecek ve Hadis-i Şeriflerde adı geçen büyük savaşın (Melhame-i Kübra) kapısındayız. Bu, sadece bir cephe savaşından ibaret değil, yaklaşık 40 yıllık bir Altın Çağ'a giden sancılı bir sürecinde başlangıcıdır.
Tezim ve Tespitim Şudur: Tarih, 2026-2030 aralığında, Hadislerde anlatılan sıralamayı takip ederek, zalimlerin sonunu getiren ve Müslümanların yeryüzündeki son büyük zaferine zemin hazırlayan olaylar ve kaos zincirininin zirve dönemi yaşanacaktır.!
Kronolojik Zincir; Kudüs'ten Yesrib'e (Medine), Yesrib'den ise Konstantiniye’ye (İstanbul) uzanan ve Peygamberimiz Hz. Muhammed (S.A.V.)’in asırlar önce bildirdiği olaylar silsilesidir ve nettir..
Bütün mesele ise; Başta hadisleri ve olayları sadece doğru yorumlayıp, doğru tevil edebilmektir. Biz ise yıllardır büyük bir ilgi ve ciddiyetle okuyup takip ettiğimiz bu meselelerde, acizane kendi yorum ve tevillerimizi bugün sizlere aktaracağız.. Her şeyin en iyisini ve hakikatini ise tabiki yalnız Allah bilir..
DEVAM..
Kıyamet Alametleri, Mehdi, Mesih, Deccal, Melhame-i Kübra (3. Dünya Savaşı) ile İlgili hadisleri okuduğumda yüzyılın bile değil TARİHİN EN DEHŞETLİ 5-6 yılının yaşanacağını, bunun başlangıcın ve tam hissedileceği yılın ise 2026 olacağını, o dehşetli fırtınanın tam merkezi hükmündeki yılların da 2026, 2027 ve 2028 olduğunu anlıyorum..
Fakat 2030 sonunun ise, o küresel gücünde, o zalimlerinde, o zalim yöneticilerinde yerle bir olduğu, yenildiği, düzenlerinin yıkıldığı, tek dünya devletini kurmaya çalışırken bütün plan ve projelerinin başlarında BİR BOMBA gibi patladığı yıl olacağını anlıyorum ve sizlere bunu müjde veriyorum..
Geçici Sulh Dönemi;
Fakat bu dehşetli ve emsalsiz dönemde Türkiye olduğunu düşündüm o ülke ile Rumlar arasında DAHA BÜYÜK BİR TEHLİKEYE ve GÜCE KARŞI (Dünyayı esir alan, Dünyanın ve İnsanlığın başına BELA olan SİYONİZM ve taraftarlarına karşı..) bir ittifak ve geçici bir barış (Mütareke) dönemi yaşanacaktır.. İşte bu güç birleşimi ve ittifak ile 3. Dünya savaşı kazanılacaktır.. O güce karşı ayrı-ayrı iken mağlup olanlar, bu güç birleşimi ve ittifak neticesinde azim bir kuvvet kazanıp o şer güç yok edilecek ve tarih sahnesinden silinecek..
Müslümanlarla ittifak edecek o güç ise Hristiyan aleminin TAPINAKÇILAR tarafı ve gücüdür.! Asıl saflar kanaatimce budur..
Eskiden bir olup el ele birlikte islama ve müslümanlara vuran bu büyük askeri, siyasi, ekonomik, medyatik, teknolojik ve dijital güç artık tamamen kopmuştur ve bu Allah'ın müslümanlara büyük bir nimetidir..
Artık SİYONİSTLER İLE TAPINAKÇILAR BİRBİRLERİNE TAMAMEN DÜŞMAN OLMUŞLARDIR.?
Büyük İhanet ve İkinci Büyük Savaş.!
Bu ittifak ve sulh, “Rumların GALİBİYETİ SAHİPLENMEK İSTEYİP" tek başlarına üzerine almak istemesi üzerine ve tam o sırada iki gurubun komuta kademesinde yaşanan bir çatışma ve ölümler ile bozulacaktır. Hadislerde buna işaret vardır.
Nihayetinde bu sefer onlarla yani rumlarla (hristiyanlarla) İKİNCİ büyük bir savaş başlayacaktır.! AMİK OVASI SAVAŞI diye bilinen savaş işte budur.!
Yani herkesin karıştırdığının tam aksine olarak; Melhame-i Kübra başkadır, Amik Ovası Savaşı diye bilinen savaş daha başkadır! Maalesef ikisi aynı zannedilmektedir..
İkisi de büyük ve dehşetli bir savaştır.. Ama ŞİDDET ve BÜYÜKLÜK NOKTASINDA en büyük savaş Melhame-i Kübra'dır.! Yani 3. Dünya Savaşı'dır.. Bu savaşın Hristiyan alemi içinde ki adı ise ARMAGEDON'dur.!
3. Dünya savaşında Müslüman aleminin beklediği o büyük komutan ve zat (Mehdi) ortada yoktur ve olmayacaktır.!
O, bu savaşın en sonunda ortaya çıkacaktır.. Yani bu savaşta Mehdi bekleyen boşuna beklemesin derim.. Tespitlerim tamamen bu yöndedir.. Yine her şeyin en iyisini yalnız Allah bilir tabiki..
Bizler BEŞERİZ ve ŞAŞARIZ.! Beklenen o büyük zat (Mehdi dedikleri zat) asıl AMİK OVASI SAVAŞINDA tam olarak ortada ve meydanda olacaktır.. Ve sonra fetihler zincirine başlayıp o sırada RUMLAR TARAFINDAN İŞGAL EDİLMİŞ OLAN İSTANBULU DA KURTARACAKTIR.
İstanbul, tekbirlerle ve sulh yolu ile geri alacak (yani İstanbulu işgal eden güç artık savaşmaya mecal bulamayacak, güç bulamayacak ve sulh'e mecbur kalacak..) ve bu fetihler zinciri en son BATI ROMA'nın fethine kadar uzanacaktır.!
O büyük komutanın ordusu İstanbulu ikinciye feth ederken ise DECCAL'ın çıktığı haberi gelecektir..
Evet, İstanbul İKİNCİ KERE FETH OLUNACAKTIR.! İlk'i savaşla, kılınç hakkıyla alınmış idi ama ikincisi barış yolu ile, kılınçsız (silahsız) ve tekbirlerle feth olunup düşecektir..
Çok ilginç olan ise şudur; Büyük komutan Fatih Sultan Mehmet han 1453 yılında İstanbul'u feth etmeden önce savaş konseyini toplayıp "İstanbul'u Alma" niyetini paylaştığında bütün kurmayları buna itiraz etmişti. Gerekçe olarak ise şunu söylüyorlardı; "Padişahım, İstanbul ahir zamanda mehdi tarafından feth edilecek. Biz hadislerde bunu böyle görüyoruz.. Madem bunu melhame-i kübra döneminde mehdi feth edecek o halde bu fetih size nasip olmayacak ve ordumuz boş yere bu kuşatma ve savaşta kırılacak.. O yüzden bu seferden vazgeçmelisiniz.."
Bunun üzerine Akşemseddin hazretleri davet ediliyor.. Akşemseddin hazretleri böyle bir hadis olduğunu ama bunun İstanbul'un ikinci fethi olduğunu, dolayısıyla Fetih Sultan Mehmet han'ın bu sefere çıkması gerektiğini, inşaAllah fethin başarılı olacağını" söylüyor. Ve böylece sefer hazırlıkları başlayıp nihayinde İstanbul feth olunuyor..
Yani İstanbul'un fethi meselesi Fatih Sultan Mehmet han zamanında bile savaş meclisinde konuşulmuş bir konudur aslında..
Büyük Kıyamet Alemetlerinin İLK'i başladı.!
Bir hadiste Allah'ın resulü Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) büyük kıyamet alametlerinden bahsederken; "Hicazdan çıkan ateş'in, Basra’daki develerin boyunlarını aydınlatacağından" bahsediyor. Bu hadis Müslimden geliyor. Yine benzer bir hadiste ise "Yemen’den başlayıp insanları haşrolacakları yere sürecek bir ateşin çıkmasından.” bahsediyor. (Müslim, Fiten, 39-40; Ebû Dâvûd, Melâhim, 11; İbn-i Mâce, Fiten, 28)
İşte peygamberimizin (s.a.v) haber verdiği bu hadis'in ben acizane 4 gün kadar önce gerçekleştiğini zannediyorum. Çünkü Etiyopya-Yemen hattındaki Hayli Gubbi Yanardağı yaklaşık 12 bin yıl sonra ilk kez patladı. Püskürmeyle ortaya çıkan yoğun duman bulutlarının ise 15 kilometre yüksekliğe kadar ulaştığı konuşuluyor.
Ve dev kül bulutunun Kızıldeniz’i aşarak Yemen, Umman ve hatta Hindistan’a doğru ilerlemeye başladığı yazılıp çiziliyor..
Eğer bu tepitimde haklı isem; Büyük Kıyamet alemetlerinden biri, belki İLK'i gerçekleşiyor demektir. Ve bu, büyük bir göç dalgasını tetikleyecektir.! Arap yarımadasından Suriyeye doğru bir göç ve ilerleme olacaktır..
İSTANBUL'UN İŞGALİ.!
Türk Ordusunun Hamlesi; Türk ordusunun savunma sanayisinde ki muazzam düzeydeki atılımları, savunma sanayisinde ki yükselişin bir uçağın uçağın yavaşca yükselişi gibi değilde sanki BİR HELİKOPTERİN DİKEY YÜKSELİŞİ GİBİ olması, işte bu üst düzey hamleleri, ayrıca ortadoğu ve civar bölgelerdeki varlığını güçlendirmesiyle, O Katil Devletin (İsrail) yıkılışı ile taçlanacaktır..
Fakat En Büyük Tehdit; Biz Kudüs'le meşgulken, BİR YUNAN SALDIRISINA MARUZ KALACAK OLMAMIZ ve Beni Asfar kavminin İSTANBULU'a YÖNELİP İŞGAL EDECEK OLMASIDIR.?
Yani ordumuz, gücümüz ve odağımız güneyde ve de Kudüste, Kudüs'ün fethinde iken ARKADAN VURULACAĞIZ ve İHANETE UĞRAYACAĞIZ.!
Ben kendisini tanımam, etmem, umarım da en kısa zamanda kendisi ile tanışmak ve dinlemekde nasip olur fakat şu kadarını söyleyebilirim ki; Tespitlerime göre, bu kritik savaşın "ana sebebi ve zamanlaması, olayların doğru okunup analiz edilmesi" gibi bu hassas meseleleri, yıllardır Hadis, ezoterik zaman bilimi ve ebced-cifir ilmi perspektifiyle derinlemesine takip eden zatlardan biride Engin Avcı'dır.. Bu alanda oldukça dikkatli, ehli-i tahkik ve ilim sahibi isimlerinden biri olduğunu düşünüyorum.. Bu sebeple kendisini takipte kalmanızda, söylediklerine kulak vermenizde çok faydalar olabileceğini olduğunu düşünüyorum..
İşte o Engin Avcı’nın da ısrarla vurguladığı gibi; Türk askerinin Gazze/Kudüs bölgesine fiili olarak girmesi aslında bir işaret fişeğidir.!
Kâbus Başlıyor! İstanbul'un İşgali.! Rusya Bu İşin Neresinde.? Beni Asfar (Esfer) Kavmi Yoksa Ruslar mı.?
Büyük Savaşın başlangıcı,Türk Ordusu'nun atacağı tarihi bir adımın hemen ardından gelecektir.
Türk Ordusu'nun Kudüs’e yönelik olası bir Barış Gücü harekâtının merkezinde yer alması ABD’nin aksine özellikle Rusya’nın stratejik çıkarları için Ruslara belki tarihi bir fırsat sunacaktır.!
Çünkü rusların yüz yılları bulan "sıcak denizlere inme hayalleri için" önlerinde ki tek engel Türkiye'dir.!
Açıkçası ben; "Türk askerinin Gazze'ye ve Kudüs bölgesine girdikten sonra Rusların işin içinde hatta tam merkezinde olduğu bir RUS saldırısı ve ihaneti bekliyorum..
Ordumuz ve gücümüz güneyde, israil ve onun yıkılışı ile meşkulken ARKAMIZDAN DOLANIP SALDIRIP, İHANET EDECEKLERDEN BİRİ DE YUNANİSTANDIR.! Sadece kendi açılarından en doğru zamanı bekliyorlar.!
Tüm bu saldırının nihai hedefi ise bellidir; İstanbul'u teslim alma projesi.!
Özetle; Ben, Kudüs operasyonu üzerinden İstanbul'a operasyon çekilecek ve İstanbul geçici olarak işgal edilecek diyorum..
Hadislerden ve olayların gidişatından, siyasi analizlerimin toplamından çıkardığım netice budur..
Vakit Doldu.! Doğal Afetler, Ateş, Depremler ve Büyük İmtihanın Başlangıcı!
Büyük savaşlar, daima kâinatın dengesini bozan büyük olaylarla el-ele ilerler. İşte bu dönemde tarihin gördüğü ve göreceği en büyük savaşı yaşamakla kalmayacağız, Zelzeleler, Nükleer Felaketler, Ateş, Yanardağ kısaca Titreyen Bir Yeryüzü göreceğiz..
Yazımızın çerçevesinde belirttiğim "Doğal afetler, Depremler, Savaşlar bekleniyor," iddiaları, benim acizane tespitlerime göre Hadislerin sıralaması ile de birebir örtüşmektedir..
Bu yaşanacaklar, sadece bir siyasi kriz değil, sayın Engin Avcı'nın ifadesiyle; aynı zamanda "Gökyüzünün Sahip Kıran'ı mühürlediği" bir dönemin ilanıdır..
Engin Avcı’nın ifadesiyle bu dönemin özü; "Gökyüzü son düzlemin içerisine giriyor. Mehdiyet çağının en önemli alameti depremlerdir, Arz sarsılmasıdır ve ateşle sınanma, patlamalardır!"
Hatta Engin Avcı, 2026'nın başından itibaren beklentilerini daha da netleştirir;
"2026 yılının başlangıcı bizlere savaş getiriyor, deprem gerekiyor, nükleer felaketlere kapı aralıyor." demektedir.
Ben de buna yürekten inananlardanım.. Zira gökyüzünün öfkesi, yeryüzündeki tarifsiz zulüm ve insanlığın haddi aşan ve pek çok yönü ile şeytana hizmet eden teknolojisi ile birleştiğinde, yeryüzü adeta bir ateş topuna dönecektir..
Evu Davut'tan gelem bir hadiste Allah resulü (s.a.v) “Ey Havale’nin oğlu! Mukaddes topraklara hilafetin indiğini görürsen; insanlara zelzeleler (depremler), düşünce ve kederler, büyük hâdiseler benim şu ellerimin senin başına olan yakınlığından daha yakındır!” buyruluyor..
Bu sarsıntılar ve felaketler, bilhassa 2026-2028 döneminde yeryüzü ve insanlık için büyük bir arınma aynı zamanda bir HAD BİLDİRME sürecinin başlangıcıdır..
Deccal Kapımızda! Ahir Zamanın En Büyük İmtihanı Başladı!
Tüm bu savaşların, yıkımların ve felaketlerin tam merkezinde tarihin gördüğü en büyük fitnenin, yani Deccal'in çıkışıda bulunmaktadır..
Bu süreçte İnsanlık DECCAL ile çok ağır bir imtihan daha geçirecektir.. Deccal'i Mesih zannedenip peşine takılanların vay haline..
İstanbul'un İşgali, Mehdi’nin Kapısıdır!
Büyük savaşın (Melhame-i Kübra) kazanılması ve İstanbul’un tekbirlerle yeniden fethi, Müslümanlar için büyük bir zaferdir. Ancak bu zaferin ardından gelen haber, her şeyin sadece bir başlangıç olduğunu gösterecektir.! Çünkü olaylar bitmeyecek, bilakis her şey daha yeni başlıyor olacaktır..
Bu durum müslim'den gelen bir hadiste şöyle ifade ediliyor;
"......... ..Allah katında şehitlerin en faziletlisidir. Kalan üçte biri de fethe devam eder. Onlar asla fitneye düşmezler. İstanbul’u fethederler. Onlar ganimetleri taksim ederken kılıçlarını zeytin ağacına asmışlardır. Bu arada onların içinde şeytan; Deccal sizin ailelerinizin arasında çıktı, diye sayha atar. Bu haber yalan olduğu halde çıkarlar. Onlar Şam’a geldikleri vakit Deccal çıkar.”
Diğer bir rivayette Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
“Onlar ganimetleri taksim ederken, bir ses ‘Deccal çıktı’ diye nida eder. Onlar da her şeyi bırakıp dönerler.”
Deccal’in çıkışı ise, sadece bir savaş değil, aynı zamanda tüm insanlığın imanına karşı yapılmış en büyük sınavdır. En geç 2028 yılında başlayacağına inandığım Deccal fitnesi öyle dehşetli ve öyle tarifsiz bir fitnedir ki efendimiz Hz. Muhammet Mustafa (s.a.v)'in o dönem bile sahabelerini ahir zaman fitnesinden ve Deccal'in o fitne, fesad ve şerrinden Allah!a sığındırdığı söylenir..
Bu sığındırmanın bir sebebide; Konunun ehemmiyetine ve büyüklüğüna dikkatine çekmek için olsa gerektir..
SONUÇ; Vakit Bitti, Savaş Çoktan Başladı!
Sadece başımıza bombalar düşmediği için yada şu an gazze de ki, sudan da ki gibi bizzat hadiseleri yaşamadığınız için bizler fark etmiyoruz..
Halbuki eski savunma bakanımız Sayın Hulusi AKAR 3. Dünya savaşının başladığını söylemişti.. Hatta eski ABD başkanı Joe BİDEN, Putin, eski papa, Avrupalı bazı liderler ve daha bir tanınmış isim 3. Dünya Savaşının başlayacağını değil BAŞLADIĞINI söyledi.!
Tüm bu olayların nihayetinde inşaAllah en geç 2027 de İsrailin yıkılışını göreceğiz.! Bunun müjdesini şimdiden veriyorum.. Buna dair kanıtlarda vardır...Fakat bu bambaşka ve uzun bir konu olduğu için bu kadar yazıdan sonra ona girmeye imkan yoktur, zaten yerimizde yoktur...O belki başka bir yazının konusudur..
Tüm bu olayların Nihayeti ise; Müslümanların zaferı, islam'ın yeryüzüne hakimiyeti, insanların AKIN-AKIN islam dinine girmesi ve yaklaşıl 40 Yıllık ALTIN ÇAĞ yaşanmasıdır.! Öyle ki bu, asr-ı saadetten sonra en şaşalı, en müreffeh, en muazzam ikindi dönem olacaktır..
Bu 40 yıllık muhteşem dönemden sonra insanların tekrar azması, şımarması, haddi aşaması, Allah'a isyan etmesi, güneşin batıdan doğması, böylece aslında tövbe kapısının da kapanması, Kur'anın yeryüzünden kaldırılması yani çekilmesi ve en son büyük kıyametin kafirlerin başına kopması vs. hep daha sonraki hadiselerdir..
Final ve Uyarı.!
Bundan sonra tarih değişiyor, kader değişiyor (yani bizlere göre değişiyor. Yoksa Allah'a göre kader asla değişmez, her şey O'nun bilgisi dahilindedir) ve gökyüzü çok şiddetli geliyor..
Kritik soru ise şudur; 3. Dünya savaşına, Amik Ovası savaşına, çeşitli yerlerde pek çok bölgesel savaşlara, göç dalgasına, Deccal'in fitnesine, zulmün son çırpınışlarına ve dünyanın sarsıntılarına (depremlere), büyük afetlere ve sayısız ölüm haberleri duymaya HAZIR MISINIZ?
Çünkü bu yazıda okuduklarınız, artık sadece birer kehanet değil, önümüzdeki 3-5 yılın yaşanacaklarıdır..
Ahir Zaman İhtarı; İtikadi ve Pratik Hazırlıklar.!
Hazırlıklarınızı şimdiden yapın.. Çünkü o zaman tedbir alacak fırsatınız ve imkanınız pek olmayacak..
Kuru gıdaları, tarhana gibi hemen çorbaya dönebilecek gidaları şimdiden toparlayın.. Konserveler yapmayı, kaya tuzu ile ev turşuları yapmayı ihmal etmeyin..
Pil depolayın... El feneri ve eski tip radyonuz mutlaka olsun.. Güzel, 4 mevsim bir çadır ayarlayın.. Bankalarda ise çok fazla nakit tutmamanızı acizane ama önemle tavsiye ederim.. Yanınızda mutlaka en az 3 ay yetecek kadar nakit para bulundurmaya gayret edin.. Altın ve Gümüş'ünüz varsa eğer mutlaka FİZİKİ olarak bulundurun...
Kaza namazlarınız varsa derhal kılın ve namaz borçlarınızı ödeyin.. Tövbe edin, günahlarınızdan kurtulmaya bakın.. İtikadınızı ise mutlaka düzeltmeye çalışın.. Ehli Sünnet itikadını iyi öğrenin ve mutlaka bu daire içinde kalın..
İman etmeyenler ama insaf ehli olanlar, vicdanlı olanlar, hala İNSAN olarak kalmayı başarabilenler, Ahlaklı ve Dürüst olarak kalmayı başarabilenler bu arada mutlaka İMAN ETSİNLER ve MÜSLÜMAN OLSUNLAR.! Bu güzel hasletlerini İMAN EDEREK taçlandırdınlar.! Yoksa ebedi saadetlerini ve cennetlerini kaybedeceklerdir..
Bu dehşetli dönemde pek çok insan ölümleri görülecektir.. Bir an önce HAKK yoluna girmek lazımdır...Allah katında tek geçerli din ise islamdır.. Bozulmamış tek din islamdır.! Bir tek harfi değişmemiş olan ve asla değişmeyecek olan, Allah'ın bunu vaat ettiği, sebepler noktasında ise zaten milyonlarca hafız'ın hafızasında ezber olarak bulunan kutsal kitap Kur'an-ı Kerim'dir.!
ÖLÜM ise; Bir yokluk, hiçlik değildir.! Ölüm dünya kapısından çıkıp ahiret alemine girmektir.! Ölüm bir kapıdır.. Ölüm sonrası sonsuz bir hayat bizleri beklemektedir.. Fakat iman edenler cennete, etmeyenler ise cehenneme girecektir.. Ölmek; Asla yok olmak demek değildir.! Bilakis yeni bir hayatın başlangıcıdır.!
Allah, kurumuş çayırları çimenleri her bahar YENİ BİR DİRİLİŞLE nasıl diriltiyorsa bizleride aynen öyle tekrar diriltecektir..
Her sonbahar ve kış, suyu çekilmiş, yaprakları düşmüş böylece çırılçıplak kalmış, kendisinden beklenen şeyler bitmiş yani meyveleri bitmiş ve de hiç bir hayat emaresi taşımayan o ağaçları her bahar tekrar nasıl diriltiyorsa bizleride aynen öyle tekrar diriltecektir..
Toprağın altına ekilen tohumları o topraktan nasıl çıkartıyorsa, yeşertiyorsa, filizlendiriyorsa bizleri o topraktan tekrar öyle çıkaracak, filizlendirecek, bitirecek ve tabiri caizse yeşillendirip tekrar bir hayat verecektir..!
Toprağ'ın altına ekilen herhangi bir tohum, daha bitmeden, yeşillenmeden, filizlenmeden önce nasıl ki ÖNCE ÇÜRÜMEK ZORUNDADIR, ama o çürüme ise hakikatte aslında yeni bir hayatın başlangıcıdır, aynen öyle de toprak altında kalan ve çürüyen bedeninizi Allah öylece tekrar bitirecek, diriltecek ve bizlere yeni bir hayat verecektir..
Nasıl ki toprak aleminde, toprak altında görünüşte çürüyen o tohumlar aslında yeni bir hayata başlarken bir taraftanda Toprak aleminden bambaşka bie alem olan HAVA ALEMİNE GEÇİYORLAR, işte aynen öyle de bizler öldüğünüzde o toprak aleminden, bambaşla bir alem olan AHİRET ALEMİNE geçeceğiz.!
Nasıl ki toprak altına ekilen küçük tohum, görünüşte çürür gözükürken aslında yeni bir hayata başlıyor ve toprak üstüne çıktığında karşılaştığı O HAVA ALEMİ ise tohuma göre, tohumun ebatlarına göre SONSUZ büyüklükte gözüküyor, aynen öyle de sizler öldüğünüzde, o toprak aleminden tekrar diriltilecek ve sonsuz bir aleme gireceksiniz.! İşte o alemde mahşer günü vardır, Hesap günü vardır, Büyük Bir Mahkeme vardır..
Problem şu ki; O sonsuz ahiret aleminde iman edip iyi işler yapanlar, Allah'ın da izni ve lütfu ile sonsuz bir cennet hayatına girip Tarifsiz ve Emsalsiz bir caziber merkezinde bulunup nimetlenip istifafe ederken, İman etmeyip Allah'a meydan okuyanlar, O'nun emirlerini, bir tek ilah oluşunu ve yöneticiliğini kabul etmeyenler ise, o sonsuz ahiret aleminde sonsuz bir cehennem azabına müstahak olacaklardır.
Bu yüzden işte bu yazı aynı zamanda bir tebliğdir.!
İman etmeyenler güzelce ve kendi rızaları ile iman etsinler ve ahiretlerini yani ebedi saadetlerini kurtarsınlar..
İman eden müslümanlar ise itikatlarını, inançlarını düzeltip varsa yanlış işlerinide derhal terk edip, tövbe de edip Allah'a dönsünler..
Artık vakit kalmamışır.. En zor döneme girilmektedir.. Hiç bir şey bu gidişatı geri döndüremez.. Bütün Dünya liderleri toplansa bu gidişatı durduramaz.!
Bazı şeylerin telafisi olmazdan önce herkes imanı, itikadını ve ibadetlerini kontrol etsin..
Bizden söylemesi ve uyarması.. Bizim ki sadece bir tebliğdir.! SEÇİM İSE ELBETTE KÒ SİZLERE AİT.!
ÖNEMLİ NOT; Bu köşe yazısında yazdıklarım benim okuduğum hadisler, dinlediğim bazı alimler, yaşanan olaylar neticesinde kendi KİŞİSEL görüş, yorum, tevil ve analizlerimdir.! Kimseyi korkutmak gibi bir niyetim yoktur.. Tamamen istifade edilmesi niyeti ile samimi olarak yazılmıştır..
Eğer yazdıklarımda bir kusur, eksik, yanlış var ise bu tamamen bendendir..
Eğer bu analizlerimde isabet ettiysem ise, bu hem bana hem de sizlere Allah'ın bir nimetidir...
İlgili bir çok hadisi ise yazı çok uzadığı için yazamadım, bilgilerinize..
Selam, Dua ve Hürmet ile..
İstanbul'un İşgali ve 3. Dünya Savaşı Başlıyor!
Yayınlanma :
29.11.2025 14:25
Güncelleme
: 29.11.2025 14:25
Yorum Yazma Kuralları
Lütfen yorum yaparken veya bir yorumu yanıtlarken aşağıda yer alan yorum yazma kurallarına dikkat ediniz.
Türkiye Cumhuriyeti yasalarına aykırı, suç veya suçluyu övme amaçlı yorumlar yapmayınız.
Küfür, argo, hakaret içerikli, nefret uyandıracak veya nefreti körükleyecek yorumlar yapmayınız.
Irkçı, cinsiyetçi, kişilik haklarını zedeleyen, taciz amaçlı veya saldırgan ifadeler kullanmayınız.
Türkçe imla kurallarına ve noktalama işaretlerine uygun cümleler kurmaya özen gösteriniz.
Yorumunuzu tamamı büyük harflerden oluşacak şekilde yazmayınız.
Gizli veya açık biçimde reklam, tanıtım amaçlı yorumlar yapmayınız.
Kendinizin veya bir başkasının kişisel bilgilerini paylaşmayınız.
Yorumlarınızın hukuki sorumluluğunu üstlendiğinizi, talep edilmesi halinde bilgilerinizin yetkili makamlarla paylaşılacağını unutmayınız.
Yorumlar
Kalan Karakter: