İnsan sosyal bir varlık. Kabul görmek, beğenilmek ve değerli hissetmek hepimizin temel ihtiyaçlarından biri. Ancak bu ihtiyaç zamanla başkalarının onayına bağımlı hale geldiğinde, kişi kendi iç sesinden uzaklaşmaya başlayabilir.
Çocukluk döneminde alınan geri bildirimler, bireyin kendilik algısını şekillendirir. Sürekli eleştirilen ya da sevgiyi “koşullu” hisseden bireyler, ilerleyen yıllarda değerli hissetmek için dışarıdan onay aramaya daha yatkın olabilir. “Beğenilirsem iyiyim” düşüncesi zamanla yerleşir.
Sürekli başkalarını memnun etmeye çalışmak, kişinin kendi ihtiyaçlarını geri plana atmasına neden olur. “Hayır” diyememek, kendi fikirlerini ifade etmekten çekinmek ve başkalarının beklentilerine göre yaşamak; uzun vadede tükenmişlik ve içsel huzursuzluk yaratır.
Sağlıklı bir benlik algısı, dışarıdan gelen yorumlara göre sürekli değişmez. Kişi, kendi değerini başkalarının tepkilerinden bağımsız olarak hissedebildiğinde daha dengeli bir psikolojiye sahip olur. Bu da içsel bir onay mekanizması geliştirmekle mümkündür.
Onay ihtiyacını tamamen yok etmek değil, onu dengelemek gerekir: Herkesi memnun etmenin mümkün olmadığını kabul etmek, kendi duygu ve düşüncelerini ifade etmeye alan açmak, küçük de olsa “hayır” diyebilme pratiği yapmak, başkalarının düşüncelerini önemserken, kendi ihtiyaçlarını da göz ardı etmemek.
İnsan, kendi iç sesini bastırdıkça dış seslere bağımlı hale gelir. Oysa kendi değerini içeriden inşa eden birey, dış dünyayla daha sağlıklı ilişkiler kurar.
Onay görmek güzel bir histir, ancak ona bağımlı yaşamak kişinin kendine yabancılaşmasına neden olabilir. Gerçek özgürlük, başkalarının ne düşündüğünü tamamen yok saymakta değil; buna rağmen kendin olabilmeyi sürdürebilmektedir.
Yorumlar
Kalan Karakter: