Şimdiye kadar dünya üzerinde ulaşmadığı ne bir yer kaldı ne de ulaşamadığı imtiyazlı sınıf olarak kabul edilen zenginler zümresinden birisi dokunulmaz olarak kabul edilen her kesimden insana dokundu. Yaşamın bir sonu olduğunu herkes gibi ölümün onlara da ulaşabileceğini gösterdi.
Yani dünyanın bir kısmı ölürken sessiz kalan dünya insanlığı şimdi her yerden gelen ölüm haberleriyle ölüm sessizliğine bürünmek yerine bir anda toplu ve genel olarak sirenleri çalmaya başladı.
Şimdi buna oh olsun diyecek bir insanoğlu olduğunu zannetmiyorum biz insanlığın ölmemesi ne dünyanın sağındakilerin ne de solundakilerin ölmediği en azından doğal yollarla öldüğü bir dünya istiyoruz. İnsanların huzur ve barış içinde tüm kaynakların eşit şekilde kullanıldığı ve pay edildiği herkesin aç ve açıkta kalmadığı çalıştığının karşılığını alnının teri kurumadan aldığı adil bir düzen. Yıllarca bunun için mücadele ettik bundan sonra ki ahir ömrümüzde de yine bu uğurda Yeniden Büyük Türkiye ve Yeni Bir Dünya için çalışmaya ve mücadele etmeye devam edeceğiz. Bizden sonrakilere de bırakacağımız en büyük mirasımız bu olacaktır.
Corona ya da şimdi ki adıyla Covid-19 tüm insanlığı tehdit eden bir virüs. Bu virüsü taşıyıcı bir insanın 30 insana kadar bulaştırıcı olduğu bilim adamları tarafından söylenen bir gerçek. En tehlikeli grup olarak görülen taşıyıcı risk gurubundakiler. Kendileri atlatabilseler de bulaştırdıkları kimseler eğer bağışıklık sistemleri kuvvetli değilse ya da kronik rahatsızlıkları varsa ve 55 yaş üstü diye belirtilen grubun içerisindelerse vakalar ölümle sonuçlanabiliyor. Yaşlılarımız bizim için çok değerli onlar bizim kara kutumuz geçmişimizle bağımız geleceğe ışığımız yol göstericimiz. Onun için onlara ekstra özen göstermeliyiz.
Evet, kendimiz belki atlatıyoruz ama bulaştırdığımız kimseler aynı şekilde şanslı olmayabilir. Bunun için çalışmak zorunda olanlar hariç mümkün olduğu müddetçe evde kalalım.
Bu virüs sayesinde öğrendiklerimiz de var. Ertelediğimiz her şeyi yapma imkanı bulduk. Temizlik alışkanlığımız olsa da daha fazla özen göstermeyi öğrendik. Sıraya girerken bile itiş kakış yerine gayet medeni bir şekilde birbirimizin nefesini ensemizde duymadan girmesini öğrendik.
Şimdi bize düşen eşimizi dostumuzu konu komşumuzu çevremizi kontrol etmek. Telefon rehberimizi açıp listedeki insanları arayarak hem onlara yalnız değilsin mesajı vermek hem de unuttuğumuz hasletleri yanlarına gitme imkanı olmasa da telefon ile yerine getirsek. Kitaplığımızı düzenlesek ve bol bol okumalar yapsak. Tabi bu dediklerim evde kalanlar için çalışmak zorunda olanlar için de mutlaka ve mutlaka eldiven, maske takmalarını tavsiye ediyoruz. Mümkün mertebe iletişimden ve etkileşimden uzak durarak iş hayatlarına devam etmelerini tavsiye edebiliriz.
Zor bir sürecin içerisindeyiz 400 metre karelik evlere hayatın sığdığı ama 45 metre karelik evlere hayatın da aynı şekilde sığması için daha fazla çalışıp kendimizden inkak etmemiz gerekmektedir. Bu anlamda yardımlaşmanın önemini daha çok önemsemeliyiz. Bu bizlere özgü bir hasletti çünkü, bölüşürsek tok oluruz bölünürsek yok oluruz. Zaman bölüşme zamanıdır.
Sen, ben, siz, biz, o, şu, bu yapma zamanı değil bir olma zamanıdır.
Selam, Dua ve Muhabbetle…