67 Yıl Önce lisede okurken felsefe öğretmenimiz “Dünyanın en aptal, en nankör, en hain, en korkak milleti Siyonist Yahudilerdir.” dediğinde, ilk parmağı ben kaldırdım: “Hocam bir yanlışlık olmasın, nasıl aptal olurlar? Dünya ticareti bunların elinde ve dünyanın en zengin insanları da bunlar.” diye itirazım karşısında hocamız: “ Çocuklar Yahudiler dünyanın en nankör, en hain milletidir. Hangi milletin ekmeğini yiyip, suyunu içtiyse o millete nankörlük yaparak ihanet etmişlerdir. Neden mi? diye başladı:
“ Yahudiler her yıl 15 ile 22 Nisan tarihleri arasında Pessah (1) (mayasız ekmek ) bayramını kutlarlar. Pessah bayramında bir hafta boyunca mayasız ekmek yapılır ve yenir. Yahudilerin bazı kollarına göre, bu ekmeklerin en makbul ve en sevap olanı ise içine insan kanı katılanlardır. Nisan ayında Avrupa’da her yıl bazı küçük Hristiyan çocuklarının kaybolduğu dehşet dönemleri vardır. Kaybolan çocukların müsebbibi de Yahudiler olduğu tespit edilince bu ihanetleri karşısında Avrupa’da Yahudilere karşı büyük bir tepki oluşmuştur. Babil’den Haçlı seferlerine kadar Müslüman ülkeleri hariç yaşadıkları her ülkelerde bir çok katliamlara maruz kalmışlardır. 1290 yılında İngiltere, 1306 da Fransa,1370 Belçika,1380 Çekoslovakya,1420 Macaristan,1444 Hollanda,1492 İspanya, 1510 Rusya, 1540 İtalya, 1551 Almanya, 1919 Ukrayna, 20. Yüzyılda da yine Almanya’da katliamlara maruz kalmışlardır.
Yahudiler kovuldukları ülkelerden kaçarak İslam ülkelerine sığınmışlardır. Nitekim 1492 yılında İspanya’daki büyük Yahudi katliamında ecdadımız gemilerini göndererek insan ırkının mikrobu olan Yahudi’yi katliama uğramaktan kurtararak ülkemize yerleşmelerini sağlamış ama Osmanlıya da en büyük ihaneti yine bunlar yapmıştır. Nitekim Abdülhamit Han’ı tahttan indiren heyetin teşkilinde Yahudi de vardır. Heyette Ermeni Aram Efendi, Arnavut Esat Toptani , Gürcü Arif Hikmet Paşanın yanında Yahudi Emmnuel Karaso’yu (Daha önce Filistin’i satın almak için para teklif eden Yahudi ) gören Abdülhamit, üzüntüsünden “ Bu Yahudi’nin aranızda ne işi var?” diyerek derin teessürünü ifade etmiştir.
Yahudilerin sevilmemelerinin en büyük sebeplerinden biri de Tahrif edilmiş Yahudi dininin fıkhı Talmut’t’an kaynaklanmaktadır. Çünkü : Yahudi fıkhı Talmut’a göre insanlar iki kısma ayrılırlar: A- Yahudi olanlar B- Ümemi ( Yahudi olmayan diğer insanlar) Diğer ırklardan veya milletlerden Yahudi dinini kabul etseler bile asla Yahudi olarak kabul görmezler. Fıkhî inançlarına göre:
1-Nasıl insan hayvandan üstün ise, Yahudiler de diğer milletlerden üstündürler.
2-Diğer bütün insanlar köpektirler, domuzdurlar, hayvan muamelesine layıktırlar.
3- Diğer insanların evleri, pis hayvanların ağılı gibidir.
4- Diğer insanlara karşı şefkat ve merhamet göstermek Yahudi’ye yasaktır. Çünkü diğer bütün insanlar, hem Yahudi’nin, hem de YAHOVA’nın ( Yahudilerin milli Tanrısı) milli düşmanıdırlar.
5- Fikrini gizleyerek hasım tarafından görünmemek ve durumu idare etmek, onun eziyetinden korunmak için caizdir.
6- Yahudi’nin diğer insanlara yaptığı her iyilik büyük bir hatadır. Bunun aksi olarak diğer milletlere yaptığı her kötülük Yalova’ya yaklaşmaktır.
7- Yahudi’nin diğer milletlerden fahiş miktarda faiz alması caizdir. Bütün yeryüzü Yahudi’nin mülküdür. Diğer milletlerin elinde bulunan yerler Yahudilerden zorla alınmıştır. Yahudilere düşen görev, her tür çareye başvurarak bu toprakları geri almaktır. TALMUT’a göre Yahudilerin diğer milletlere boyun eğmekten kurtaracak bir Mesih’i beklediklerini, bu Mesih’in Davud’un neslinden bir kral olacağını, saltanatı İsrail’e geri getireceğini, bütün diyarları yine İsrail ülkesine katacağını, bütün insanlık üzerine gerçekleşecek saltanatın, Allah’ın va’dine göre sadece Yahudilere ait inanmaktadırlar
8- Bir Yahudi’nin kendi kardeşinin (Yahudi’nin) malını çalması haramdır. Başka milletten birinin malını çalması caizdir, hatta vaciptir; çünkü kainatın servetleri Yahudi için yaratılmıştır. Bundan dolayı da servetleri hangi yolla olursa olsun ele geçirmeleri tabii haklarıdır.
9- Yahudiler, Yehova’nın ( Allah’ın) seçilmiş bir milletidir. Onun çocuklarıdır. Ve sevgilileridir. Yehova, Yahudi olmayanın kulluğuna karşı cömert davranmaz ve onun ibadetini kabul etmez.
Pekala Yahudi fıkhı olarak bilinen “ TALMUT” bu hükümleri nereden çıkarmaktadır. Elbette Tahrif edilen Tevrat’ın Yasa / Tesniye bölümünde yer alan “ Kadınları ve çocukları ve hayvanları ve şehirde olan herkesin her şeyini, bütün malını kendin için çapul ( yağmalayacaksın) ve Rabbin Yahova’nın sana verdiği düşmanlarının malını yiyeceksin.”
Bugün Gazze’de emen bebeği, emziren anneyi, saçı başı ağarmış yaşlıları, çocukları, at arabası ile çocuklarına un götüren Gazze’li kardeşimizin arabasını bombalayıp, atını dahi öldürdüklerini ekranlarda gördük. İmzaladıkları barışa rağmen de hala kan akıtmaya devam etmektedir. Filistinlilerin zeytin ağaçlarını kesen, hayvanlarına kadar öldüren, ondan öte aldığı esirlere cinsel tacizde bulunan askerleri kutsayan ahlaksız Hahamlarının olduğu bu uydurma din, Hz Musa’ya gelen hak din değil, kendi arzu ve isteklerine göre tahrif edilmiş “ VAHŞİ” bir dinin vahşi bir fıkhıdır.. Dünya üzerinde değil semavi, İlahi olmayan hiçbir batıl dinde bile böyle acımasız, merhametsiz bir insan, merhametsiz bir millet yoktur. Ne milleti millet, ne de ordusu ordudur. Evrensel insan haklarına ve İslam Dinine göre savaşlarda Ağaçlar kesilmez, mahsullere zarar verilmez, mabetler yıkılmaz ,hayvanlar öldürülmezler, hanımlar, çocuklar ve yaşlılar öldürülmezler.
Peygamberimiz zamanında yapılan bir savaşta yanlışlıkla bir çocuk öldürüldüğü peygamberimize arz edildiğinde üzülmüş ve yüzü kıpkırmızı olmuş ve ben size yasaklamadım mı? Dediğinde, sahabeler “ Yaresülellah “ Kafir çocuğu idi.” Dediklerinde “ sizler de hepiniz kafir çocuğu idiniz öyle değil mi?” Sahabeler de bir zamanlar puta tapan insanlardı. insani değerler karşısında Yahudi milletinin ve ordusunun durumunu değerlendiren batılı basın mensupları evrensel insan haklarına uygun, uygulanan bir madde bulamamışlar.
Allah’a verdiği sözü tutmayan bir insan Allah’ın kullarına verdiği sözü hiç tutmaz. Onun içindir ki bugüne kadar Birleşmiş milletlerde imzaladığı hiçbir imzaya sadık kalmamışlardır. Nitekim son imzalanan barış görüşmesinde verdikleri söze de sadık kalmadıkları gibi .
Verdiği sözü tutmadığı gibi dünyanın muhtelif yerlerinden gelen yardımları Gazze’ye sokmayarak bu kış gününde Gazzeli kardeşlerimizi aç açıkta bırakan bu milletin hiçbir insani değeri yoktur. İnsanlığın mikrobu olan bu millet dünyanın metastasıdır. Bu millet yok olmadıkça dünyanın huzur bulması mümkün değildir.
Rabbimin yumruğunun sedası yoktur amma, vurdu mu da devası yoktur. www.kadirkeskin.net
Not: PESSAH ( 1)
Yahudilerin, kaçırdıkları Yahudi olmayan çocukların kanlarını almak için kullandıkları yöntemlerden biri. Fıçının içi iğnelerle kaplıdır. Çocuğu fıçının içine canlı canlı kapatan hahamlar, ardından fıçıyı dakikalarca yuvarlarlar. Daha sonra fıçının dibinde bulunan musluk açılır ve toplanan kan ayinlerde kullanılmak ya da Mayasız Bayramında yenilen mayasız ekmeklere karıştırılmak üzere alınırdı.
Yahudilikte, insan kanının ikinci bir kullanım yeri ise Pessah (mayasız) bayramları olmuştur. Pessah bayramında bir hafta boyunca mayasız ekmek yapılır ve yenir. Yahudilerin bazı kollarına göre, bu ekmeklerin en makbul olanları ise içine insan kanı katılanlardır. Bazı tarihçilerin bildirdiklerine göre, Pessah bayramları, Ayrupa’da her yıl küçük çocukların kaybolduğu dehşet dönemleri olmuştur.
Kan içme konusunu şimdiye dek en iyi açıklamış kaynaklardan biri, 1803’te
Moldavya’lı rahip Neophite’in yazdığı kitaptır. Bir hahamın oğlu olan Neophite, Yahudilikten çıktıktan sonra hristiyanlığı kabul edip rahip olmuştur. Babasının inancındaki bütün kanla ilgili ayinleri açıklamıştır. Bazı Yahudi tarikatlarının, insan kanı kullandıklarında Yehova katında daha “üstün” olduklarına inandıklarını anlatmıştır.
İşte Yahudilerin bulundukları ülkelerden sürülmelerinin nedenlerinden birisi de bu sapık adettir. Özellikle İspanya’da, kan içme olayları defalarca gündeme gelmiş, bu olaylar halk arasında büyük huzursuzluk meydana getirmiştir. Sayısız çocuk kaybolmuş, cesetlerin bir kısmı tamamen kanı çekilmiş bir durumda bulunmuştur. Osmanlı İmparatorluğuna geldikten sonra da, Yahudilerin bazı kolları, bu sapık adetlerine devam ettiler.
Osmanlı zabıtlarında bu konuda gelişmiş pek çok olay vardır. Bunların en önemlileri 1715’te Amasya’da, 1840’ta Şam’da ve Rodos’ta, 1633-1843 ve 1866’da İstanbul’da, 1863-1868 ve 1870’te İzmir’de kayda geçen olaylardır. Bu olaylarda pek çok Yahudi suçlu bulunmuş ve idam edilmiştir. Yahudi tarihçi-yazar Avram Galante, “Histoire Des Juifs de Turquie” isimli kitabında bu konuda gelişmiş olan olayları uzun bir şekilde anlatmaktadır.
İstanbul Kadılığı 1715’te (11 Şevval 1128) olan kan içme olayında, Ahmet isminde bir Türk çocuğunu kaçırıp kanını içen Menahim, Sabetay ve Avram isimli üç Yahudiyi idam cezasına çarptırmıştır. Fanatik Yahudiler kan içme adetlerini bugün hala uyguluyorlar. Filistin’li pek çok küçük çocuk bu korkunç ibadetin (!) kurbanı olmuştur.
Sadist hahamların uydurduğu bu akıl almaz vahşet, tarih boyunca sayısız masum insanın acımasızca öldürülmesine yol açmıştır.
Yahudiler Tevrat’ta emredilen bütün vahşet türlerini İsrail devleti kurulduktan sonra çok rahat uygulama fırsatı buldular. İşgal ettiği topraklardaki savunmasız halk İsrail’in sapık ibadetlerinin kurbanı oldu. Haber alınamayan binlerce kayıp Filistin’li çocuktan birkaçının cesetleri kanları çekilmiş olarak bulunmuştur. Bugün İsrail hapishanelerine konulan, yüzlercesi kadın ve çocuk olmak üzere on bini aşkın Filistin’linin akibeti bilinmemektedir.
Azınlıkta oldukları ülkelerde bile bu korkunç ibadetlerini terketmeyen yahudi fanatiklerinin, tamamen hakim oldukları Filistin’de aynı kan ayinlerini uyguladıklarını tahmin etmek güç değil.....
Yorumlar
Kalan Karakter: