YALOVA İL SAĞLIK MÜDÜRLÜĞÜ TOPUK KANI VERMEDİĞİ İÇİN 2 ÇOCUK ANNESİNİ ŞİKÂYET ETTİ, ANNE EVİNDEN ALINARAK JANDARMA EŞLİĞİNDE İFADE VERMEYE GÖTÜRÜLDÜ
Müvekkil Y.H topuk kanı vermediği için Yalova İl Sağlık Müdürlüğünce tedbir talep edilmiş, bu talebi Yolova 1.Aile Mahkemesi ret etmiş, ancak il sağlık müdürlüğünün istinaf etmesi üzerine Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi alt mahkeme kararını bozmuş ve tedbir kararı vermiştir.
Hakkında tedbir kararı verilen müvekkil topuk kanı vermeyince İl Sağlık Müdürü Halim Ömer Kaşıkçı tarafından TCK. 265 (Kamu görevlisine karşı görevini yapmasını engellemek amacıyla, cebir veya tehdit kullanama kapsamında) kapsamında haksız bir şekilde şikâyet edilmiştir, ancak müvekkilin bu şekilde bir herhangi bir memura mukavemeti olmamıştır. Aile sağlığı merkezinde çalışan hemşirelerin tuttuğu tutanaktan da anlaşıldığı üzere müvekkilin tek yaptığı topuk kanı uygulamasını reddetmektir, görevliler ile muhatap dahi olmamıştır. İl sağlık müdürlüğünün yaptığı iftira ve suç üretme kapsamında bir suçtur.
Ayrıca jandarma tarafından ifade vermek için karakola çağırıldığında;”Geleceğini, ancak eşinin gündüz çalışması sebebi ile çocuğunu bırakacak bir kişi bulamadığını, bunu temin etmesi halinde kısa zamanda geleceğin…”bildirmiş olmasına rağmen ve hiçbir acele husus olmadığı halde ve (birçok şikâyet yılı aşkın süre savcılıkta beklerken) Yalova savcılığı tarafından hakkında yakalama talep edilmiş, müvekkil evinden jandarma zoru ile sabah alınmış, bu sırada ağlayarak tarafımı arayarak durumu anlatmış, çocuklarına (İşe gitmeyerek) eşi bakmak zorunda kalmış, müvekkilin eşi patronuna karşı sıkıntı yaşamıştır.
“Kendisine isterse ifadesini avukat yardımı ile verilebileceği, avukatı olmaması halinde barodan kendisine avukat temin edilebileceğine…”dair belge imzalatıldığı halde ona refakat eden jandarma tarafında kendisine “Avukat tutmana gerek yok, işi uzatma, ifadeni bir önce ver, verince seni bırakacağız…” şeklinde baskı yapılmıştır. Müvekkile telefonda defalarca “Barodan mutlaka avukat gelsin, dosyayı incelesin, ne ile suçlandığını tam olarak bilmiyoruz…” tavsiyesinde bulunduğum halde müvekkil karşılaştığı baskı sebebi ile avukatsız ifade vermiş ve ifade tutanağı tarafıma gönderildiğinde yaptığı savunmanın kendisine isnat edilen suçlama ile bir ilgisinin olmadığı görülmüştür.
Sağlık Koruma amaçlı tedbir kararları: Çocuğun sağlığının hayatının tehlikede olduğuna dair Sosyal Hizmetler Roporuna ve en azından çocuğun tedaviyi gerektirir bir hastalığı rahatsızlığı olduğuna uzman doktor raporuna dayanması gerekir.(Y2HD, 21.01.2013, E.2012/5387, K.2013/1422) Topuk kanı tarama testleri ise;
1) Sağlıklı doğan her çocuktan koruyucu hekimlik-genel sağlık taraması kapsamında alınmak istenmektedir, bunlar herhangi bir hastalık bulgusu olan çocuklar değildir. (Ek-8)
2-)Taranan genetik hastalıkların (Gen tedavisi sureti ile)iyileştirici veya hayat kurtarıcı bir tedavisi bulunmamaktadır. (Ek-8)
3-) Söz konusu hastalıklara ilişkin ilaç-tedavi ve gıdaların semptomatik (Hastalık belirtisi baskılayıcı) Palyatif ( Rahat ettirici)tedavileri söz konusu olup, bunların da hastalık belirtileri ortaya çıkmadan bir anlamı bulunmamaktadır,yani “erken tanı ile hayat kurtarıyoruz”iddiası bir masaldan ibarettir. (Ek-8)
4-) Bu testler hiçbir kesinlik arz etmemekte, yani pozitif çıkması gerekirken negatif (veya tam tersi)çıkabilmekte, pozitif çıksa dahi hastalık taşıyıcısı ile hasta olacak kişileri ayırt etmemektedir. (Çoğu insan hastalık geni taşıdığı halde hasta olmamaktadır, ancak sağlık günümüz sağlık sistemi test ile hasta kabul edip ilaç-tedavi-ameliyat uygulama eğilimindedir.) Aksine bu gün yanlış teşhis ve tedavi sebebi ile ölen çok sayıda çocuk haberi basına yansımaktadır. (EK-1)
5-)Sağlık Bakanlığı Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü Yenidoğan Metabolik ve Endokrin Tarama programının 15. sayfasında bu testlerin kesin tanı yöntemi olmadığı, pozitif çıkmasının sadece hastalık şüphesi uyandırdığı açıkça söylenmesine rağmen, bu testler ile ön tanı yapılarak hastalıkların engelleneceği iddia edilmektedir.(Ek-5)
6-)Topuk kanı testleri sadece 6 hastalığı taraması yapılmakta, aile bu testleri ret ettiği için çocuğunun hayatını sağlığını tehlikeye attığı iddia edilmekte ve sorumluluğuna gidilmektedir. Ancak 6000 genetik-500 metabolik hastalık olduğu sağlık sektörünce kabul edilmekte bunların arasında (down sendromu, Akdeniz anemisi) gibi çok daha önemli ve sık rastlanan hastalıklar mevcuttur, bu hastalıkların idarece taraması yapılmamaktadır, bu şüphesiz yaman bir çelişkidir.
7-) İdare veya sağlık sektörü bu testlerin doğru sonuç vereceği, yahut tedavi edileceğine dair de hiçbir garanti vermemektedir.(EK-5) Kısaca bu topuk kanı tedbir kararları hukuken YOK HÜKMÜDE KARARLARDIR.
8-)Ailelere bir yandan bu baskılara uğurarken, bir suçlu gibi çocuklarına düşkün aileler mahkemeler dikilirken, diğer yandan taranan 6 hastalıktan 3 tanesinin tıp sektörünce tavsiye edilen(Fenilketönüri- SMA-Kistikfirborsiz) astronomik tedavi-ilaç ücretleri SGK ve Devletçe karşılanmamakta, özelikle çocuğu SMA hastası ilan edilmiş, aileler kent meydanlarında dilendirilmektedir, yani sistem çocukların (eğer gerçek ise) tedaviye geç veya hiç uluşamaması ile ilgilenmemektedir. “Git dilen, parayı nereden bulursan bul” denilmektedir. Çoğunluk Türk Milletini aşağılayan bu garip çelişkiyi trene bakar gibi seyretmekte ve sesiz kalmaktadır.(EK-9)
Bunların en meşhuru (SMA için kullanılan) Zolgensma adındaki bir tür fizik tedavi ilacıdır, bu ilaç da (web sayfası incelendiğinde) bir tedavi “Cure” vaat etmemekte, çocuğun başını 3-5 saniye tutması gibi muallak (hastadan hastaya değişen) konfor vaatleri olmamasına rağmen 2.1000.00 (İki milyon yüzbin) gibi astronomik bir rakama satılmaktadır. Zaten ailelere yapılan bu topuk kanı baskıları da SMA’nın topuk kanı tarama testlerine eklenmesinden sonra başlamıştır. Bu işin rant koktuğu açıktır. Bu ilaç tip 0 (En fazla doğumdan bir hafta sonra ölüyor) ve tip 1(oratlam 1.5 yıl yaşadıktan sonra ölüyor) hastalarına uygulanması ABD sigorta şirketlerince dahi karşılanmamaktadır, çünkü bunların hayatının bu ilaçlar ile bir saat dahi uzatmak mümkün değildir, bunlara nefes almasını kolaylaştırıcı palyatif işlemler yapılmaktadır. Geri kalan tip 2, 3,4 hastaları ise sadece gen testine göre hasta ilan edilmiş olan kişiler olup, belki de hiç hasta olmayacak kişilerdir. Yapılan tarama testi ise çocuğun hangi tip SMA ayırmamaktadır. (EK-8)
Bu konunun daha iyi anlaşılması için şöyle bir örnek verelim; Sağlık Bakanlığı Halk Sağlığı Genel Müdürlüğünce” yayınlanan; Yenidoğan Metabolik ve Endokrin Tarama Programına göre her 100 kişiden 4 tanesi FKÜ (Fenilketonüri) hastalık geni taşımaktadır (Sf.7), yani bunlar en azından taşıyıcıdır, ancak hastalık geni taşımak hasta olunacağı anlamına gelmemektedir. FKÜ ise 10.000/1 çocukta görüldüğüne göre her 10.000 çocuktan 400 tanesi hastalık geni taşımaktadır, ancak testler taşıyıcı ile hasta çocuğu ayırt etmemektedir. Hastalık tanısı koyulması ancak klinik bulguların ortaya çıkması ile mümkündür.Bu da bize her 10.000 çocuktan 399 tanesine yanlış tanı ile ağır yan etkileri olan tedavilerin zorlanabileceği sonucuna götürmektedir.(EK-8)
Ancak asıl tehlike ise bu testlere “ZORUNLU TEST” denilmesidir, bu testler ile hasta ilan edilen çocuklara uygulanmak istenen prosedüre uygun tedavileri de otomatik olarak (TMK. 348, TCK. 233 kapsamında) zorunlu hale getirmektedir. Bu “Zorunlu test”kavramının yerleşmesi; bütün insan hakları ve velayet hakkının yok olması anlamına gelmektedir. Bu tür bir uygulama en son Hitler rejiminde görülmüştür, suçluları da Nürnberg mahkemelerinde yargılanmıştır.
Türkiye deki sağlık sisteminin ABD merkezli ilaç-tıp kartellerinin baskısı altında olduğu, uygulanacak test ve tedavi prosedür sürecinin bu dış güçlerce kontrol edildiği de dikkate alınırsa bu uygulamanın bir silah gibi kullanılabileceği, bu yol ile kimsenin ruhu dahi duymadan nüfus kontrolüne gidilebileceği görülecektir.
Bu gün her hastane anneleri bir şekilde sezaryene teşvik edip ardından da yine bir vesile ile küveze-yoğun bakıma almaya çalışmaktadır! Yenidoğan çetesi ne yenidir, ne de birkaç hastane ile sınırlıdır. Türkiye de Sağlıkta Dönüşüm süreci tamamlanmış, sağlık sistemi (Devlet ve üniversite hastaneleri dahil) özelleşmiş, kâr ve performans sistemine göre işlemeye başlamıştır. (EK-5, EK-8) Bu gün insanlar gereksiz test ve tedavilere boğulmakta, SGK bu sebep ile açık vermektedir. İnsanların (Özellikle kadın ve çocukların) bu gereksiz ilaç-test süreçlerinden gördüğü zarar ise işin cabasıdır. Türkiye deki doğum oranları ve nüfus azalışı, özürlü çocuk sayısındaki artış, ailelerin topuk kanı ve aşı retlerine bağlanamaz, çünkü bunlar oldukça yenidir, son bir-kaç yıl ile sınırlıdır.
Aslında kimse bedava test hizmeti sunulmasına karşı çıkmamaktadır, hatta ailelerin çoğu (topuktan alınmamak kaydı ile) damardan kan almasına dahi razıdır. Ancak amacın çocuğun faydası değil anne-babanın velayetten doğan çocuk üzerindeki haklarını yok etmek olduğu açıkça görülmektedir, bu sebep ile damardan tüp tüp kan alınan çocuklarda dahi (Prosedür böyle) denilerek ile topuk delme inadı devam etmekte, istenilen yapılmaz ise aile mahkemeye sevk edilmektedir.
Bu çok tehlikeli bir gidişattır, bu bıçağın kemiğe dayandığı yerdir, bu iş bilmezlikten yapılan bir hata değildir, bu; dış baskılar sonucu yurt içindeki bir kesiminde nemalandırılması sureti ile Türk Milletine yapılan bir saldırıdır ve yerleşmesi halinde Türk Milletinin geleceğini yok edebilecek bir durumudur. Bunun “Çocukların üstün yararı, bir damlacık kan ile hayatlar kurtarıyoruz” gibi birkaç ucuz klişe cümle ile süslenerek dayatılması Türk Milletinin zekâsının aşağılanmasıdır.
Bu gerçek görmek isteyenler için bütün çıplaklığı ile ortada durmaktadır. Bizim yaptığımız sadece “kral çıplak” demekten ibarettir.
Avukat Cüneyt Bülent Şeker
EK-5 https://www.saglik.gov.tr/TR-11415/saglikta-donusum-programi.html
https://www.youtube.com/watch?v=jLieZ1eifeU) (https://www.klimik.org.tr/2021/05/11/covidde-sitma-ilaci-peki-favipiravirin-etkisi-var-mi/
EK-7 https://www.haberturk.com/anayasa-mahkemesi-aile-rizasi-olmadan-topuk-kani-alinamaz-1782444
https://kararlarbilgibankasi.anayasa.gov.tr/BB/2014/4255
EK-8
Doç. Dr. Cüneyt Konuralp
https://www.habervakti.com/doc-dr-cuneyt-konuralptan-ezber-bozan-topuk-kani-aciklamasi
https://www.youtube.com/watch?v=y4E9p5wgopY
----------------
Prof. Dr. Alişan Yıldıran ( Çocuk Hastalıkları ve İmminoloji uzmanı )
https://www.5gvirusnews.com/yazarlar/bilim-degil-h1775.html
http://www.gidahareketi.org/yazi-bebeklerde_topuk_kani_neden_verilmemeli-920
----------------
Dr. Uğur Yılmaz (Cerrah, Bilirkişi, Eski SGK çalışanı)
http://sagligin-karanlik-yuzu.blogspot.com/2025/04/dunyanin-en-pahali-ilaclari-nasil.html
EK-9
Yorumlar
Kalan Karakter: