Yaşadığımız zaman diliminden çok çok önce, Milattan Önce (MÖ) 494 yılında ünlü düşünür Empedokles'in ortaya koyduğu, sonrasında O'ndan çok daha ünlü Antik Yunan filozofu Aristo Teles'in geliştirdiği kurama göre evrene dörtlü bir ritim hâkimdir ve canlı cansız her şeyin yapısı dört ana elementten oluşmuştur; bunlar ateş, hava, toprak ve sudur.

Onlarca yüzyıl sonra her konuda sözde geliştiği iddia edilen, ancak gerçekte bir arpa boyu yol almadığı anlaşılan insanoğlunun bugün yaptıklarına bakın hele!
Tüm bir evreni, gezegeni, milyonlarca canlıyı, insanları, kendini var eden dört elemente savaş açmış, yakıyor, yıkıyor, kirletiyor, yok ediyor, göz göre göre intihar ediyor.
Biri olmadığında yok, bir bedene sahip değil, hiç doğmadığı için ölü bile değil, ama O, varlığını muhtaç olduğu doğasını yok etmeye devam ediyor.
Su mesela; normal koşullar altında bir insan 3-5 gün susuz kalabilir, bu süre birkaç gün uzayabilir, sonrasında bulup da içemezse ölür.
Manisa'da kooperatifçiliğin duayen isimlerinden, doğasever, çevre gönüllüsü Mustafa Pala ile korona dönemi öncesi Radyo Hiraş'da Manisa'da Yaşam adlı programa uzun süre katılmıştım, o yıllarda bugün yaşanacak su sıkıntısının haberciliğini yapıyordu, "2021 yılı suda tasarruf yılı ilan edilsin” diyordu.
Mustafa Pala söyledikleriyle yetinmeyip ülke genelinde yaşanan kuraklık sorununa ilişkin farkındalık yaratmak için 'Su Yoksa Gelecek Yok' sloganıyla bir proje başlattı, gelecekte su savaşları çıkacağını, suyun petrolden daha değerli olacağını, şimdiden önlem alınmazsa insanların susuz kalacağını anlattı.
Su tasarrufu konusunda sosyal medyada bir çok sayfa açtı, belediye başkanlarına açık mektup yazdı, önerilerde bulundu, çim ekmeyin dedi, her gün çim sulamaktan vazgeçin dedi, fazla su istemeyen yer örtücüler ve farklı çalı türleri var dedi.
Geldik bugüne; geçtiğimiz hafta Manisa Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma ve Çevre Derneği Başkanı, Hakimler Savcılar Yüksek Kurulu eski Üyesi Ali Suat Ertosun, Manisa Ziraat Mühendisleri Odası’nda bir basın toplantısı düzenledi.
Ali Suat Ertosun, çevre ve kültür varlıklarını korumaya yönelik olarak bugüne kadar 22 çevre davası ve 3 kültür varlığı davası açtı, bu davaların önemli bir bölümünü kazandı, Muradiye Orman Fidanlığı, Beyaz Fil Binası, Moris Şinasi Hastanesi ve Çaybaşı Deresi üzerindeki tarihi köprülerin korunmasına yönelik kazanılan davalar sanayi kirliliği ve kentleşme baskısına karşı olumlu örneklerdir, ayrıca Sümerbak arazilerini de rantiyecilerin elinden kurtarmıştır.
Ertosun, basın toplantısında kentin karşı karşıya olduğu çevresel tehditleri kamuoyuyla paylaştı, plansız sanayileşme, hava kirliliği, tarım alanlarının hızla yok olması ve su kaynaklarının kirlenmesini en kritik riskler olarak sıraladı.
Arıtılmadan doğaya bırakılan atık sularda kadmiyum, kurşun, cıva ve krom gibi ağır metaller tespit edildiğini, bu kirliliğin hem Gediz Nehri’ni hem de verimli tarım alanlarını geri dönülmesi zor bir biçimde tehdit ettiğini vurguladı.
Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı, Manisa'nın evladı, koca yürekli Ferdi Zeyrek tüm bu süreçleri, zorlukları ve çözüm yollarını Mustafa Pala ve Ali Suat Ertosun abisi gibi çok iyi biliyordu, göreve geldiği ilk günden itibaren de büyük bir farkındalıkla A'dan Z'ye planını yapmış, ekibini kurmuş, hazırlığını tamamlamıştı.
Su savaşları başlamıştı, bunun için de su savaşçıları gerekiyordu, suyu iyi bilen, suyu tanıyan, suyla yaşayan, suyu yöneten savaşçılara ihtiyacı vardı ve Türkiye'nin en iyi su savaşçılarını bulup Manisa'ya, MASKİ'ye getirmişti.
Yıllar önce, 90'lı yıllarda, Ankara'da, Ulusal basında gece muhabiri olarak çalışırken, gündüzleri Hacettepe Üniversitesi Sosyal Hizmet Bölümü'nde, ev arkadaşım Muhammet Ünsal Uzun da aynı üniversitenin Hidrojeoloji Bölümü'nde okuyorduk, işte Waterman ile o yıllarda, henüz öğrenciyken tanıştım, ev arkadaşımın sınıf arkadaşıydı ve çok sık bize gelirdi, sanattan, edebiyattan, spordan sohbetlerimiz olur, gündemi konuşurduk.
Ayakları yere basan, aklı başında, hem çalışıp hem okuyan, enerjik, aktif, sosyal, arkadaşlık bağları güçlü, sevgi dolu bir gençti, çalışkandı ve azimliydi, 4 yıllık lisans eğitiminden sonra ODTÜ'de yüksek lisans ve doktora eğitimini tamamlayarak akademisyen oldu, geçen yıllar içinde bir çok başarılı projeye, çalışmaya imza attı.
Evet, 17 ilçesiyle Manisa'yı ve hatta İzmir'i susuz bırakmamak adına gecesini gündüzüne katıp, evden işe, işten yine işe giden, sürekli sahada, dağda, bayırda, su yollarında olduğu için MASKİ binasının arka sokağında bile iki adım atmamış Hidrojeoloji Mühendisi Dr. Orhan Gökdemir'i geçtiğimiz günlerde ziyaret ettim.
MASKİ Yatırım ve İnşaat Dairesi Başkanı Dr. Orhan Gökdemir ile yıllara meydan okuyan dostluk bağımız ve hasretimizle kucaklaştık, makama saygıdan kısa süren sohbetimizde tabi ki susuzlukla mücadeleyi ele aldık, derin bilgiler edindim, bir sonraki yazımda detaylıca anlatacağım.
Lütfen hayat kaynağımız olan dört elemente sahip çıkın, suya sahip çıkın, su için savaş verenlere, sivil toplum öncülerine, akademisyenlere sahip çıkın, Waterman'lere daha fazla sahip çıkın.
Su hayattır, suyu da, hayatı da heba etmeyin.
Yorumlar
Kalan Karakter: