“Tüm bunların yanında belki de, sosyal medyanın en tehlikeli yanı çocuklarımızla ilgili olan kısmı. Burada, sosyal medya ile çocuklarımızın yaşına uygun olmayan içeriklere ulaşmasından bahsetmeyeceğim. Bugün anne- babaların çocuklarını sosyal hesaplarından nasıl teşhir ettiğinden ve bunun neden tehlikeli olduğundan bahsedeceğim. Bugün sosyal medya da çok rahat çocukların ağladığı, güldüğü, sünnet olduğu, denize girdiği, yemek yediği, uyuduğu, şarkı söylediği daha çoğaltabileceğimiz pek çok halini görebiliyoruz. Bunun için birinin akrabası, dostu veya arkadaşı olmamıza gerek yok, yüzlerce takipçiden biri olmamız yetiyor. Peki, neden bu durum sıkıntılı? Çünkü maalesef çoğumuz, çocukla kendimizi ayıramıyoruz. Yani onun bir birey, bizim de ayrı bir birey olduğumuzu idrak edemiyoruz, onun kendine ait bir alanı mahremiyeti olduğunu göz ardı ediyoruz. Dolaysıyla, onunla ilgili paylaşım yapmakta da bir mahsur görmüyoruz. Halil Cibran Ermiş kitabının “Çocuklara Dair”” şiirini bu konu açsından çok manidar buluyorum:
“Çocuklarınız sizin çocuklarınız değil.
Onlar sizinle gelirler ama sizden değil.
Sizinle birlikte olsalar da size ait değil.
Onlara sevginizi verebilirsiniz ama düşüncelerinizi değil,
Çünkü kendi düşünceleri var onların…”
İşte sosyal medyada çocuklarımızın fotoğraflarını kullanırken atladığımız nokta tam olarak bu. Çocuklarımız biz değil. Belki biz hayatı göz önünde yaşamayı sevebiliriz ama aynısı çocuklarımıza dayatmamız dürüst bir davranış değil.” Bu konuda çok fazla konuşulmayan noktalara dikkat çeken Çift ve Aile Terapisti Uslu son olarak şunları dile getirdi: “ Tamam, sosyal medyanın bizi görünür kıldığı ve herkesin görünür olma ihtiyacının olduğu bir gerçek. Fakat çocuklarımız üzerinden görünür hale gelmeye çalışmak, hem evlatlarımıza hem de kendimize karşı ciddi bir samimiyetsizlik diye düşünüyorum. Burada fark etmemiz gereken şey şu ki; çocuklarımız biz değil, bizim eşyamız değil, bizim evimiz, arabamız, gezdiğimiz yer, yediğimiz yemek değil. Onların kendilerinin mahrem bir hayatları olduğunu ve olması gerektiğini, her hallerini herkesin göremeyeceğini, paylaşmayı istemedikleri hal ve durumlarının kendi özel alanı içinde olduğunu biz anne – babalar olarak vermezsek, çocuklarımızı dışarıdan gelebilecek kötülüklere karşı savunmasız hale getirmiş olacağız. Hele ki bugün, pedofili’nin çok büyük bir oranda sosyal medya üzerinde varlığını sürdüren bir hastalık olduğunu düşünürsek, ne kadar dikkatli olmamız gerektiğini belki daha iyi anlamış oluruz. Çocuklar da bir bireydir ve biz onları belirli yaşa kadar korumaktan yasalarla, toplumsal kurallarla ve en önemlisi vicdanımızla sorumluyuz.” dedi.
Yorumlar
Kalan Karakter: