Manisa’da görev yapan polis memuru M.A. ve eşi B.A.’nın, kızları M.H. için yaklaşık bir yıldır sürdürdüğü hukuk mücadelesi, Türkiye’deki zorunlu tıbbi müdahale ve hasta hakları tartışmalarını yeni bir boyuta taşıdı. İzmir Bölge Adliye Mahkemesinin iki kez verdiği bozma kararına rağmen yerel mahkemenin "sağlık tedbiri" kararında ısrar etmesi üzerine, aile avukatı aracılığıyla mahkeme hakimi hakkında reddi hakim talebinde bulundu.
Olayın geçmişi, 2024 yılında dünyaya gelen M.H. bebekten doğum sonrası hem özel hem de devlet hastanesinde gerekli numunelerin alınmasına dayanıyor. Manisa İl Sağlık Müdürlüğü’nün "mükerrer numune" talebiyle başlattığı süreç, ailenin bebeğin fiziksel bütünlüğünü koruma refleksiyle yargıya taşındı. Güncel tıbbi raporlar, şu an 16 aylık olan bebeğin tamamen sağlıklı olduğunu ve herhangi bir metabolik hastalık taşımadığını açıkça ortaya koyuyor.

İzmir Bölge Adliye Mahkemesi, yerel mahkemenin verdiği sağlık tedbiri kararını iki kez üst üste bozarak emsal bir duruş sergiledi. Üst mahkeme, ailenin savunma hakkının kısıtlandığını, delillerin eksik toplandığını ve Anayasa Mahkemesinin benzer dosyalardaki hak ihlali kararlarının görmezden gelindiğini vurguladı. Ancak yerel mahkeme, İstinaf’ın bu bağlayıcı uyarılarına rağmen geri adım atmayarak tedbir sürecini yineledi.
Avukat Cüneyt Bülent Şeker tarafından sunulan reddi hakim dilekçesinde, yargılamanın tarafsızlığını yitirdiği savunuldu. Dilekçede, 16 aylık olmuş ve sağlığı tescillenmiş bir çocuktan zorla kan alınmaya çalışılmasının hukuka aykırı olduğu belirtilerek, mahkemenin çocuğun üstün menfaatini değil idari kurumların taleplerini öncelediği iddia edildi.
Aile ise yaşadıkları süreci "psikolojik bir baskı" olarak nitelendiriyor. Devletin onurlu bir memuru olarak suçlu muamelesi gördüklerini ifade eden aile, tıbbi müdahalelerde ebeveyn rızasının yok sayılmasının anayasal bir sorun olduğunu dile getiriyor. Manisa’daki bu davanın sonucu, benzer durumdaki binlerce aile için emsal teşkil edecek.
Yorumlar
Kalan Karakter: