Bir ailevi projemiz dolayısı ile yaklaşık iki yıldır Manisa’dayım. Ekmek parası vesilesi ile yıllardır gurbet ellerde kürek sallamadaydık. Yıllar sonra baba ocağında uzun bir süre daha bulunmak nasip oldu. Bu zaman zarfında asabiyete varmayan ama töremiz ve milli duygularımız gereği doğduğumuz şehrin pek çok şeyi ile ilgilenirken, kendilerini Manisa’nın asli unsurlarına vakfeden güzide insanlar tanıdım ve onların kültürel sohbetlerine şahit oldum ve takip ettim. Manisa’yı ve Manisa’dan çıkan ve çıkmayan ama Manisa’yı benimseyen pek çok muhterem insanın varlığını belki tekraren duymak ve hatırlamak nasip oldu.
Şimdi gelelim bahse konu şairimize:
1847 doğumlu.
Manisa’nın Kırkağaç ilçesine bağlı Gelenbe’nin Orta mahallesinde değişmediyse 39 numaralı evinde dünyaya gelmiştir.
Babası Usûlîzâde Hâfız Mustafa Efendi, anası Arife hanım.
Dedesi Yayaköylü Ahmet Efendi ve büyük dedesi ise meşhur Türk âlimi ve matematikçisi Gelenbevi İsmail Efendidir. ( Başka bir soru bu türk âlimi nereli acaba!)
İlk tahsili doğduğu yerde görmüş, Arapça ve Farsçayı Manisa’nın Çeşnigir Camii Kütüphanesi memurlarından Köse Süleyman Efendiden almıştır. Matematik ve tarih okumaları hususi hoca nezdindedir. Hafızdır.
Mesleki görevlerinin epey bir kısmını Manisa’da yaptığına şahit oluyoruz.
Sonra veya öncesin de farklı yerler ve içlerinde İzmir ve İstanbul’u görüyoruz.
Bu dünyadan göçü ise 22 Mayıs 1912’de Kırkağaç’ta Bahçıvan Pazarında ki evinden olmuştur.
Manisa’da doğmuş gitmiş gelmiş, ruhunu teslim etmek için Manisa’yı seçmiştir. Yani benim memleketim Manisa’dır diye son mührünü de basmıştır.
O zaman için düşünceleri ne olursa olsun, onaylansın veya onaylanmasın devrinde ses getirmiştir ve Manisa’lıdır.
Bir fikir tasvip edilse de edilmese de her fikirden alacağımız bir ders her zaman vardır. Fikir müspet ise benimsersin menfi ise terk edersin.
Onun bir dörtlüğüyle sizi bu yazımızdan salimen uğurlayalım:
“Gitmek üzre âlem-i ukbâya ben bir yolcuyum,
Son konağıdır o âlem, âlemi nâsûtumun.
Hem gider sırtında, hem şiddetle lânet eylerim,
Girmesin nâmerd olanlar altına tâbûtumun!..”
Ona şair denmiş, edebi bir hüviyet verilmiş ve tekrar edersek kendi üslubuyla farklı bir yer edinmiş adına kitap yazılmış, hatıralar anlatılmış Manisa’lı bir sanat erbabı olarak edebiyat tarihinde yerini almış görünmüyor mu?
Bizden hatırlatması, doğruyu ancak ve ancak sadece Allah bilir.
Emre Hanzade
[email protected]